Sonunu bildiğimiz bir romanın, okurken atlaya atlaya okunması gibi.. sınıftaysak, ya ‘yine başladı’ diye yazardık defterimizin bir kenarına yanımızdaki okusun diye… ya da evdeysek, kendimizi teselli edercesine ‘yaa bu kaçıncı nasihat be’ diye düşünüp dinleme pozunda elimizdeki kalemi çevirmeye başlardık..
Ama o gün böyle olmadı sınıfta..
“Sonra bir gün..” .. diye başladı öğretmenimiz..
ve tam sınıf gardını almaya hazırlanırken,
'bakmışsınız ben gidivermişim' dedi.
İlk kez, konuşmaya başlayabilmek için kelime bulamayışımdı o an!.
O zamanlar, “bişeysi yoktu midesi ağrıyordu.. gidiverdi” dendiği zaman dilimiydi.. Mikrop nedir, nerelerde bulunur, nasıl bulaşır onu bilirdik.. üşütmemek, terli su içmemek, abur cuburla karın doyurmamaktan ibaretti sağlık bilgimiz.. Eve ayakkabı ile girmeyip, yemeklerden önce eller yıkanıp, yatmadan önce de dişler fırçalanınca tüm hastalıklara meydan okuduğumuzu düşünürdük.
O gün, ilk kez “kanser” kelimesini duymuştuk.. sonra da hep duyduk zaten.
Tarih öğretmenimizdi. En sevdiğim dersin, taptığım öğretmeniydi. Her derse girdiğinde tahtaya , ünlü kişilere ait bir cümle yazardı.. ve onunla ilgili sınıfla sohbete başlardı.. Bir gün derse girdiğinde tahtaya "İnsanlaɾın çoğu köɾ olaɾak doğaɾ. Biɾ geɾçek gözleɾine batıncaya kadaɾ da bunun faɾkına vaɾamazlaɾ." diye yazmıştı.. Öyle güzel konulara dalar ve o kadar muhteşem anlatırdı ki biz, arada geçiş yapıp aslında o gün anlatacağı tarih dersini anlattığını ders bittiğinde fark ederdik.. Ama anlattıkları belleğimize kazındığından aklımızdan hiç çıkmazdı..
O gün de tahtaya, "Tesadüf, Tanrının fark edilmeden geçip gitmek için büründüğü biçimdir" diye yazmıştı.
Hastalığının yurt dışı gezisinde büyük bir tesadüf eseri bir doktor tarafından teşhis edilip tedaviye başlandığını kısacık bir özetle anlatmış ama Jean Cocteau’ nun bu cümlesi ile ilgili saatlerce yorum yaparak, o “tesadüf” ün sayesinde iyileşeceğine inandığını söylemişti..
Aradan geçen yıllar içinde kimler nerelerde nasıl ne şekilde gelip geçerken şekle bürünen tesadüf le karşılaştı bilemem, ama bir gün, beynime kazınmışken unuttuğum bu cümleyi, inanıyorum ki fark edilmemek için geçip giderken kendisini hatırlamama sebep olsun diye bir roman hediye edildi bana.. çok çok sevdiğim bir dost tarafından.. Romanın kapağını açtım.. önsöz olarak “tesadüf, tanrının fark edilmeden geçip gitmesi için büründüğü şekildir” yazıyordu..
Aklımda yer eden ve beni etkileyen ender cümlelerle beraber her iki bloğumda da profilimin altında yer verdim.. “tesadüf” beni unutmasın diye…
Bak diğer yarısına da ulaşıverdi ömür,
Hayal evimin damında bir at üstündeyim;İki tarafta da farklı manzara görünür,
Ama düşümden apayrı giyindikleri mevsim.
Gene söyle bana beni sevdiğini,
Her vakit seni düşünmeseydim,
Şiirlerimle kurmasaydım bu hayal evini,
Onu boş sayıp damdan düşüverirdim.
Jean Cocteau