renkler...
ve zevkler...
Ne denir bilirsiniz başlık için. "Münakaşa kabul etmez"!..
O kadar! .. doğruymuş gibi kabul edilse de bana göre doğru değil aslında.. İşime geldiğinde çok sık kullansam da, zevkimi kabul ettirme derdine hiç düşmedim ben. Üstelik, zevkim paylaşılacak diye korkarım.. Yani "nev-i şahsına münhasır" denen bir tipim ben!.. Bu tip eski terimlere de artık alışsın kulaklarınız.. Atalarımız, nasıl yeni güzel cânım Türkçemizi hemen öğrenip benimseyip kullandı ve de yazdı ise, şimdi sizler de yani benden sonraki jenerasyon da artık yavaş yavaş arapça ve farsça deyimleri kelimeleri yeniden tanımaya ve belki yazmaya da başlamalısınız.. Zaten bunun için sülümanı seyretmeniz epey bi fayda sağlıyor lisanımıza.. Alâ!!! Ne demişler?.. bir lisan bir insan…. olsa keşke!! Doğru olsa, üç/dört lisan bilen hayvanlara ne demeli o zaman?
Benim çok kötü bir huyum var.. daha doğrusu, huylarımdan biri!!.. Anlatmak istediklerimle yazdıklarım birbirinden tamamen farklı ve bağımsız olarak kafasına göre takılabiliyor. Neler neler yazmak isterken ve de başlamışken apayrı bir anlatıma başlamak ne kötü!!! Bildiğin bir adrese kestirmeden gideyim derken değişik sokaklarda ilgi çeken motiflere takılmak ve yolu şaşırıp kaybolmak gibi bir şey..
Yazıma başlarken zevklerin her insanda ne kadar farklı olduğunu ve bunların münakaşa edilemeyeceğini anlatmayı düşünürken ve kestirmeden gideyim derken muhteşem Süleyman'a rastlayıverdim!!!
Evet…. Zevkler!!! Her çeşidinden her türünden zevklerimiz!.. Okumayı tercih ettiklerimizden, dinlemeyi tercih ettiklerimize kadar.. Karın doyurmaktan.. gönlümüzün açlığını gidermeye kadar. Eş seçiminden, sevip okşa/n/maya varana kadar olan tercihlerimizden bahsetmek istiyordum oysa!!
Bir kadın olarak, (bunu zaman zaman unutsam da) şekilciliğe ve gösterişe hiç önem vermedim ben.. İnsan tiplerinde de geçerli bu.. Yani “ben güzele güzel demem”, demedim hiç; benim olmadığı için belki!! Ama ahh… benim olsa dediklerim çok oldu.. Ancak güzel olana hakkını teslim etsem de, bu, onlar için ayılıp bayılma durumlarına gelmeme sebep de olmadı.. Yani bu yaşta bunları yazmak kolay diye geçiren varsa aklından,.. turp !!… yaa sahi turp sıkayım aklına denir ya hani ne demektir niye öyle denir bir türlü çözemedim ben.. yok hayır turp falan sıkmayı düşünmüyorum akıllara.. şimdi tam konuya girecekken sapıtmanın alemi yok.. sadece şaşarım öyle düşünenlere diyecektim..
Bir kadın olarak, (bunu zaman zaman unutsam da) şekilciliğe ve gösterişe hiç önem vermedim ben.. İnsan tiplerinde de geçerli bu.. Yani “ben güzele güzel demem”, demedim hiç; benim olmadığı için belki!! Ama ahh… benim olsa dediklerim çok oldu.. Ancak güzel olana hakkını teslim etsem de, bu, onlar için ayılıp bayılma durumlarına gelmeme sebep de olmadı.. Yani bu yaşta bunları yazmak kolay diye geçiren varsa aklından,.. turp !!… yaa sahi turp sıkayım aklına denir ya hani ne demektir niye öyle denir bir türlü çözemedim ben.. yok hayır turp falan sıkmayı düşünmüyorum akıllara.. şimdi tam konuya girecekken sapıtmanın alemi yok.. sadece şaşarım öyle düşünenlere diyecektim..
Belki de kadınların, bir kendisine bir de Ava’ya bakması için… ya da, erkeklerin, bir Ava’ya bir de yanındakine bakması için!Baştan söyledim.. üstelik başlık da öyle.. Yani bile bile lâdes gibi.. kızmak yok!!! zevk bu! münakaşa kabul etmez.. :)
Yani Kıvanç Tatlımı tatlı tuğ gibi tığ gibi bir GÜZEL delikanlı için eğer ben ondan etkilenmediğimi söyleyecek olsam, maazallah hakkımda kötü şeyler düşünenler olur diye korkarım :)).. ama doğrusu bu! Umulanların fevkinde bir rol yeteneği olsa da.. Ne boy.. ne pos.. Ben, bana sarı kirpiklerin altından maviş bakan erkek gözünden etkilenmem.. de,
80 yaşına gelmiş olsa bile Sein Connery’nin hafif çarpık küstah gülüşünden etkilenirim meselâ..
Güzel olandan ve “Şekil”den etkilenen kadın, hem çabuk bıkan hem de çabuk bıkılandır, ama nedense erkeklerin tercihi hep bu yönde olur.. Hah hah ha…. Şimdi tek kaşların havaya kalktığını görür gibiyim.. hatta yapılacak yorumları daha yazım bitmeden okuyabilirim..
Gerek kadın gerek erkekte (çöpçatanlık sitesi falan açmadım:) bence önemli olan karizmadır! Ve o duruş, sadece kendine olan güvenle de sağlanamaz.. Öyle olsa o zaman ukalanın şâhı olur insan.. İnsanın kendine güveni, aklına güvenmekle ve gerektiğinde akıllı olduğunu kanıtlamakla mümkün.. Bunun için zekâ gerekli.. Zekâ, okul zekâsından farklı olarak sosyal zekâya sahip olmayı da gerektirir ki, ne seni kullansınlar, ne de senin kullandığın anlaşılsın.. :))
Ve bütün bunlara ek olarak, okuduğun okullarda ve hatmettiğin tüm kitaplarda öğrendiklerinin sadece sana ileride lazım olacağı kadarını aklına kaydetmeli ve unutmamalısın ki ne 100 kelimelik insan olmalı.. ne de sadece bir kitaplık bilgiye sahip olup kendini kültürlü zannetmelisin.. Ansiklopedi gibi olmalısın.. önce kendi gözünde değerini kabullenmeli sonra bunu kabul edenlerin hayranlığı ve sana güvenmeleri ile gurur duymalısın..
Zevkli olmak ve zamana ayak uydurmak; bol paça pantalon moda olunca, altına etmiş gibi o tip pantolon giymekle olmaz.. Zevk, kendine yakışanı bulduğunda seni zevkli insan yapar.. ve ilgi çekici kılar..
Zevkli olmak ve zamana ayak uydurmak; bol paça pantalon moda olunca, altına etmiş gibi o tip pantolon giymekle olmaz.. Zevk, kendine yakışanı bulduğunda seni zevkli insan yapar.. ve ilgi çekici kılar..