Kızkardeşim Nişantaşında oturur 30 yıldır.. Birbirinden güzel tabloları burada yapar. Goblen işlerini burada işler.."madam kovaks artık dönmeyecek" adlı romanını da burada yazdı.
Ve her noel geldiğinde evini baştan aşağı süsler ışıklandırır..
Bu, abla- kardeş zevk aldığımız bir gen mirasıdır; balonları, havai fişekleri, çiçekleri ve ışıklandırmayı sevişimiz..
Her noel bu yüzden onun evine giderim..
Bir İstanbul masalı yaşatması için bana..
Felekten bir gün çalmak için!
Bir sanat galerisine benzeyen evinin tüm duvarları
kendi yaptığı tabloları ve el işleri ile süslü..
Bu da evindeki noel ağacı.
Vitrin bakmayı oldum olası.... severim diyeceğimi zannettiyseniz.... yanıldınız!! Çünki, bakar-beğenir ve alırım! Ondan sonra da o aldığım türün aynısına bir daha başka bir vitrinde rastlasam da bakmam.. Eğer erkek olsaydım ve kırk saat vitrin bakmayı seven bir karım olsaydı ne yapardım acaba??? "Hadi vitrinlere bakmaya çıkalım" dediğinde noel ağacının resmini çekiyordum.. Suratına nasıl baktıysam .. "Ama kırmızı halılar döşedim yollara senin için" diye yemin edip beni ikna etti..
"Yollar gerçekten kilometrelerce kırmızı halı döşenmişti. "
:)
Çok farklı ... çok zengin ... çok zevkli..
insana kendisini farklı medeni bir ülkede
yaşıyormuş gibi hissettiren görüntüleri
sizlerle paylaşmak istedim..
insanın, hele de benim gibi çikolata aşığı olan bir insanın
önünden kolay ayrılamayacağı güzellikte bir vitrin..
önce canlı zannettim ..
konuşan , saksafon çalar gibi yapan ve kımıldayan bu heykelleri..
Way be!... diyordum tam bu an...
Siyah bir çantaya ihtiyacım olduğu ve
istediğim gibi çantayı gördüğümde, yurosunu da gördüğüm an!!
gökyüzünden iniyor zannedilen bir görüntü ..
hediye paketleri..
her kesişen sokağın orta tepesinde!!..
Bir kere girdiğim ve bir daha hiç bir gücün
beni içine sokamayacağı yer.. City's... Görüntüde 2 katlı ama
11 katı yerin altında... Hayatımın kâbusu idi diyebilirim..
Amma.. sosyetede astımı olan yok demek ki..
Ah!... Çiçeksiz masal olur mu?? Hepsini alasım geldi.
Sonra aza kanaat edip bir mor menekşe ile susturdum hasreti!
abla kardeş sadece vitrine bakmadık
vitrine vuran görüntülerimize de bakıp güldük eğlendik..
Karun'un tavanındaki avizeler.. çiçeklerle bezenmiş..
Nişantaşının en klas el emeği göz nuru tipinde yapılan ürünlerin
satıldığı fevkalade güzel bir apartman dairesi..
İnsan, gez gez bitmiyor ama bak bak içi gidiyor
Bir sokak içinde alelade bir evin sokak kapısı..
Bu da bir apartmanın bahçe kapısı..
demirlerin arasındaki yeşil örgüler
dallardan yapılmış..
Nişantaşının en ünlü kuaförü..
Zarif bir hanımefendi olan işletmecisi
fotoğraf çekmemize izin verdikten sonra
acıyan bir nazarla saçlarıma bakıp,
"biz de bekleriz.. bir kere de bizim farkımızı görün" dedi..
Ben manken kızın maskesini düşürmeye(!) çalışırken,
ışıklı pano 2010 yılının gelmemek üzere gitmesine
10 gün 7 saat 46 dakika 47 saniye kaldığını yazıyordu..
Bana, sanki ömrümün bitişini hesaplıyormuş gibi geldi..
Ve.. kırmızı halıların serildiği caddede
kırmızılar içindeki mankeni ve
devasa fiyonk kurdelesi ile Wakko!
Mankenler içinde en güzeli.. en vakuru..
hani içine tükürülen bir sanat vardı..
heykeltraşları haklı olarak küstüren kızdıran..
İşte onlara açılmış sanki Nişantaşı-Şişli caddeleri..
Sokakların kesişen her noktasında bir heykel var..
Sanattan anlamayan, üstelik içine tükürenlere "nah" ..
yani alnınızı karışlarım.. demek istedim..
:)
Fayton .. üstelik noelbaba sürüyor.. ama geyik değil at koşulmuş
ve kızak yerinde tekerlek var!!.. Üstelik kar da yok..
Gerçekten ılık muhteşem güzel bir hava..
owww.. bu kadar büyük bir noel ağacı görmemiştim..
boyum 165. kolumu havaya kaldırınca 2 metreyi geçer..
şöyle bir hesap yaptım ağacın yüksekliği en az 10 metre..
bu da dans eden bir rakkase manken..
çok pahalı ve az bulunan bir aksesuvar vitrini..
yavaş yavaş ışıklar yanmaya başladı..
bu dönüş vakti geldi demektir.
bir masal prensine dönüşen Abdi İpekçi'nin
katledildiği yer ve heykeli..
Uzun uzun konuştum kendisiyle ..Sesli!
Bir el dokununca omuzuma irkildim..
Orada park eden taksinin şoförüydü.
"ben" dedi, "buranın durak taksisiyim
daha bir gün dua etmeden geçmedim önünden.. "
Sonra beni Beşiktaş'a iskeleye götürdü .. sosyalist olduğunu .. nazım'dan başka şair tanımadığını anlattı yol boyu.. gördüğü her enteresan manzarada arabayı durdurup fotoğraf çekebileceğimi söyledi.. Kendimi gerçekten bir masalın içinde hissetmeme sebep oldu.
Tam taksiye binerken,
muhteşem bir takım elbise ilişiyor gözüme,
masalın sonunda!..
İyi ki içinde hayâl edeceğim kimse yok!
bu saatte vapur yolculuğu güzel olur
günün bitişini demli bir çayla seyrederken..
veee evimdeyim..
Giden güne teşekkür ettim balkonumdan, masal gibi geçtiği için..
Ve, bana kendisini felekten çalmama izin verdiği için!
FELEKTEN ÇALACAĞINIZ GÜNLERLE DOLU BİR YIL YAŞAMANIZI DİLİYORUM ..
İYİ NOELLER !!
:)