“O zaman mesele yok oğlum demek oluyor ki şu anda da görebiliyorsun” dememle de bitti…
Biz oğlumla birbirimize ne demek istediğimizi uzun uzun değil böyle ÖZ anlatırız hep!!..
Bir akşam son derece sakin, anne bana pasaportunu bir versene dedi.. önlerinde de karısı ile düzenlemeler yaptığı kâğıtlar dosyalar var… herhalde pasaportta olması gereken bir maddeye bakacaklar diye düşünüp pasaportumu zar zor arayıp (az bi şey de homurdanıp!!) bulup getirdim… İkisi bir ağızdan "aa… yaşasın bu yeşil pasaport" demezler mi… Birinci dereceden emekli olan her devlet memuruna tanınan bir hak olduğunu, şahsıma özel bir durum olmadığını anlatmaya çalışırken “ama bunun kullanma süresi bitmiş” deyiverdiler..
Oğlum ne olduğunu sormamı beklemeden dosyayı açtı ve hazırladıkları muhteşem bir programı anlatmaya koyuldu.. Oğlak burcunun katı kesin inat ve kararlı ve asla kararından dönmeyen özelliği ile, benden habersiz bir tur ayarlamış.. Oldukça uzun… hani biraz, ”yaa öyle mi anacım o zaman al sana gezi” der gibi!! :)) Neyse cadılığın alemi yok!.. Yeşil olunca da pasaport, alan vergisi vesair vesair parası verilmiyormuş ve de en önemlisi vize işlemi yokmuş.. ondan sevinmişler..
Aman yaa inanın yazmak istediğim konuya daha giriş bile yapamadım iyi mi? Neyse konu gezimiz değil.. O, daha sonra.. hele bir gidip görelim.. fotoğraflarda olsun el sallayalım dostlara..
“Hemen” dedi “anne hemen yarın gidiyorsun fotoğrafçıya biyo… (bilmem ne) fotoğraf çektiriyorsun hemen”… Ertesi gün Kadıköy’de hem işler halledilecek hem visalar yatacak hem ödemeler alışverişler yapılacak hem de fotoğraf çektirilecek.. Sakın makyaj yapma diye tembih etmişti oğlum ama ben yaşamımdaki tek makyajım olan rujumu sürmeden tuvalete bile gitmediğimden yine hafifçe sürüverdim o gün de!..
Fotoğrafçıya gittiğimde o söyleyeceğim şeyi unuttum.. bioi.. biyo.. ı-ıh gerisi yok.. pasaport için vesikalık dedim.. adam yanındaki kutudan bir mendil uzatıp verdi.. şaşkınlığım nasıldı kim bilir ki siniri bozuldu göbeğini hoplata hoplata gülmeye başladı, sonra da “rucunu sil rucunu” dedi.. şebek organı ile ilişkili hale gelen dudaklarımla adamın karşısına geçip oturdum… “gözlüklerrrrr” dedi bir prof edası ile.. o kadar moralim bozuldu ki anlatamam.. benim bu dördüncü pasaport işlemim ve diğer hepsinde makyajım da var gözlüğüm de gözümde.. neyse çıkarttım gözlüğümü ve daha objektife bakacakken, “manalı bakma” demez mi?.. ve süphanallah!! “oyarım bu gözü sana mânâlı bakarsa” .. diyemedim tabii… .. “1 saat sonra gel al.” dediğinde sokağı yarılamıştım.. Hemen Baylan’a girdim… kup griye yemeliyim… kendime gelmeliyim.. adama bak yahu delimi ne… diye söyelene söylene bir saat oturdum hem kupu hem de tüm gazeteleri bitirdim…
Ewwet… işte şimdi başlıyorum anlatacağıma.. Çüş müş demeyin başınıza gelsin diye ahhh ederim ona göre..
Kişi kendini bilmek gibi irfan mirfan …. Boş verin öyle beylik sözlere.. Ben kişilerin benim hakkımdaki düşüncelerine değer veririm ama görünüşüm ile ilgili fikirlerine hiç aldırmam. Yani dünya güzeli de bulunsam kabarmam hindi gibi.. çok çirkinsin dense de eteğime sallamam.. !!!
Ama gerçekten çirkin olana ne güzelsin dendiğinde kendisi ile alay edildiğini anlamaz.. her kör malın bir kör alıcısı vardır diye düşünür.. ancak, çok çirkin bir insana, ne kadar çirkinsin denirse, o nsanın canı acır üzülür.. küser kırılır.. kızar..
Fotoğtafçıya girip “hazır mı” dedim.. “evet” dedi.. iki adet fotoğrafı elime tutuşturup 60 tl istedi.. ben parayı çok buldum ama yine de gık demeden çıkartıp içim cız ederek verdim şişkoya.. bu arada fotoğrafa bakmak aklıma gelmedi.. tam sokağa çıktığımda baktım ki… A-aaa gözlükler gözümde!!! E ee ama çıkarttım diye hatırlıyorum ??? hemen geri döndüm.. “afedersiniz ben gözlüklerimi çıkartmamış mıydım?” diye sordum… “çıkarttın abla çıkartmasan geçmez bu foto rötuşsuz olacak kanun bu” dedi.. “iyi de sanki gözlük varmış gibi görünüyor”.. dedim.. adam, PİS KOCA GÖBEKLİ ŞİŞKO…. Fotoğrafı elimden aldı baktı ve “abla onlar senin göz altının torbaları” deyiverdi…
Çok ayıp!… siz de hiç utanmadan gülmeye başladınız.. aman yarabbim zaten akşam oğluma anlattığımda girdiği gülme krizini ömrüm boyunca unutacağımı sanmıyorum..
Yalan söyletmeye teşvik olur diye fotoğrafımı yayınlamıyorum. Yoksa yayınlasa mıydım???
İyi ki sizlerin kahkahalarınız duyulmuyor!!. :))