[go: up one dir, main page]

Sayfalar

Perşembe

Paçavra perdeler ve mumlar

Salaş şeyleri seviyorum. Perdeye ihtiyaç duymayan küçük pencerelerimi çıplak görüntüden kurtarmak için eski kumaş parçalarını birbirine ekleyip, bir odun parçası üzerine bağladım. Ufaktan bohem havası esti salonda. Başka bir gelişigüzellik ise limonlu mumlar; limon kabuklarını atmayıp, içlerine artık mumları eriterek doldurdum. Yandıkça limon kokusu dağıldı havaya; tatlı bir canlılığı vardı.








Yabani Bezelye

Yamaç üzerinde tatlı bahar aydınlığı var. Yeşili taze ağaçların altında oturup, gümüş parıltılar saçan bir havada kırlarda olmak iyi geliyor bana. Pürtelaş serçeler, gözleri yolda ardıçlar, zeki saksağanlar; şimdi doğa en güzel halini yaşıyor. Yalnız onlar mı? Topraktaki canlılar da bir bir ortaya çıkmaya başladı. Yılan, fare ve köstebek yuvaları her yerde.  Dün senenin ilk yılanını gördüm, hemen önümden kıvrılarak süzüldü. Kahverengi ve parlak derisi ile oldukça asil görünüyordu. O yöne doğru yöneldim ancak uzamış otlar iyiden iyiye bacaklarıma sürtünüp, kaşındırmaya başladı. Aldırış etmeden biraz daha ilerleyince bu defa ayak bileğimin daha sert bir şeye dokunduğunu hissettim; eğilip baktım ve yabani bezelyelerle karşılaştım. Vahşi otlar arasında kendilerine yer bulmuş, meyveye durmuşlardı. Kabukları oldukça sert ve iri kılçıklı olsa da taneleri çok tatlıydı. Toplanacak kadar çok olduklarını görünce, bir yemeklik almak istedim. Kopardıkça, arttı sayıları ve haliyle koyacak bir yer bulamadım; tişörtümü kıvırıp içerisine doldurdum. Sıcakta otların arasında gezinip, tek tek bezelye toplamak çok zahmetliydi ama akşam olup da küçük hasadım tencerede fokurdamaya başlayınca tüm yorgunluğum silindi.