çit çekmeden evvel geceleri domuzcuklar girip dallarda kalan meyveleri yiyorlardı. yemeleri bir şey değil de meyveye ulaşmak için güzelim dalları gövdeden ayırıp, kırıyorlardı. zaten bazı ağaçlarımız yaz boyunca susuz kaldığından meyvelerimiz yeterli tada sahip değil. çoğunu toplayıp domuzcuklardan özür mahiyetinde ormanın içerisine bıraktım. her gelişte de torbayla ekmek getirip bırakıyorum. kurtlar, kuşlar aç kalmasın.
toprağı çapalamaktan kol kası yapmış olabilirim. çapa öyle ağır ki erkeklerin nazlanacağı işi yapıyorum. iş bitecek gibi değil. sebze tohumlarını dikmek çok fazla emek isteyen bi işti. bitirdik sayılır. ektiğimiz tohumların bir kısmını karıncalar yuvalarına götürmüş. uyanık köftehorlar. kalan tohumlar, toprak üzerine filiz verdi. i̇lk çıkan yeşil: roka. en inatçısı ise havuç.
bu hafta söğüt, ıhlamur ve elma fidanları diktik. birkaç çeşit elmamız vardı, armutla beraber çiçeklenmiş. buraların kışı böyle işte; yalancı bahar.