Salı
Perşembe
Apofis
Son dönemlerde gezegenimizin yok oluşu ile ilgili çeşitli teoriler, takvimler konuşuluyor ve bununla ilintili olarak bitiş öykülerini konu alan fimler çekiliyor. Bilinmeyen her şeyin merak uyandırdığı gibi Dünya'nın sonunun nasıl olacağı da insan beynini cezbeden konulardan biri.
Senaryolar arasında en gerçekçisi 65 milyar yıl önce olduğu gibi bir astreoidin gezegenimize çarpması ve yüzeydeki her şeyi küle çevirmesi ihtimali. Aslına bakarsanız asteroid çarpmaları sık sık oluyor. Yılda birkaç defa yaklaşık bir otomobil büyüklüğünde olanlar Dünya'ya düşüyor. Peki şu anda gezegeni hedef almış yeterince büyük bir asteroid var mı?
Gazeteler neredeyse her yıl bu dev kayalardan birinin Dünya'ya teğet geçtiğini yazıyor. Ancak biz geçmiş zamanı değil gelecek zamanı duymak istiyoruz. Yanımızdan geçecek bir asteroid varsa bunu bilmek istiyoruz. Bunun için gözlem evlerinde bilim insanları hareket eden her şeyi gözlemliyor. Tespit ettikleri ise asteroid kuşağından Dünya yakınına düşen dev kaya parçaları. Astronomları endişelendiren bir asteroid var. Adı Apofis. 13 Nisan 2029 Cuma günü futbol sahasından daha büyük olan bu demir kaya gezegenimizin çok yakınından geçecek. Bilim insanları Apofis'in Dünya'yı ıska geçeceğinden emin ancak bir sorun var. Uzay boşluğunda asteroidi rotasından hafifçe saptırarak yeni bir rotaya oturtacak bir anahtar deliği mevcut. Eğer Apofis o delikten geçerse 7 sene sonra geri dönerek California yakınlarına düşecek. Böyle bir durumda Armageddon'daki Bruce Willis bile bizi kurtaramayacak.
İçerideki içeride mahzun, dışarıdaki dışarda...
Mustafa Balbay 844 gündür tutuklu, üstelik bugün hücresinde geçirdiği 120.gün...
Ergenekon adlı bir örgütün olduğunu kanıtlamak için iddianameye konan belgeler, bu örgütün olmadığını, iddiaların farazi kaldığını ortaya koyarken savcı, Balbay'ın Atatürk'ün adını kullanarak terör faaliyetinde bulunduğunu iddia ediyor ve buna delil olarak da evindeki Atatürk posteri, çekmecesindeki Bursa Nutku'nu gösteriyor.
Mustafa Balbay 844 gündür tutuklu, üstelik bugün hücresinde uyandığı 120.gün...
Tutuklu olduğu halde hükümlü gibi davranılıyor ona. Hapishanede yalnızlaştırılmaya çalışılıyor. PKK tutukluları bile bahçede birlikte nevruz ateşi yakabilirken, Ergenekon sanıkları ayrı ayrı hücrelerde tutularak, psikolojik zulüm görüyor.
Mustafa Balbay 844 gündür tutuklu, üstelik bugün hücresinde yalnızlaştığı 120. gün...
Tutuklandığında oğlu Deniz emekliyordu ve henüz dişleri çıkmamıştı. Sıralamasını göremedi oğlunun, ilk adımını göremedi. Düşe kalka koşarak kucaklayamadı babasını Deniz. Birlikte çimenlerde yuvarlanamadılar, top sektiremediler, güreşemediler salonun ortasında. Tek lüksleri kapalı görüşlerde aralarındaki cam bölmeden birbirlerini görüp, telefonla konuşabilmek oldu. Babası sevgi sözcükleri söylerken, minik Deniz telefonun ahizesini ağzına götürüp babasının sesini öpmeye çalışıyordu...
İçerideki içeride mahzundu, dışarıdaki dışarda...
Not: Yazımın başlığı Rıfat Ilgaz'ın Parmaklığın Ötesinde şiirinden alıntıdır.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)