[go: up one dir, main page]

17 Eylül 2011 Cumartesi

Siz hiç birinin kirpiklerini dahi özlediniz mi?





Gece ben uyurken mesaj atmalarını özledim.
Saçma espiriler yapmasını özledim.
Fotoğraflarıma abuk subuk yorumlar yapmasını özledim.
Bana 'gitme lavinya' demesini özledim.
Fal bakıp atmasını özledim.
Beni denize atar gibi yapmasını özledim.
Durakta uzun vedalarımızı özledim.
Kendi taktığı isimle bana seslenmesini özledim.
Sevdiğimiz şarkıları birbirimize söylememizi özledim.
Ellerindeki yaraları özledim.
Şairler, şiirler, şarkılar ve özellikle bülent ortaçgil, atilla ilhan hakkındaki entel konuşmalarımızı özledim.
Beni güldürmesini özledim.
Tanıştığımız zamanlardan bahsetmesini özledim.
Parfümünü içime çekmeyi özledim.
Saçlarını özledim.
Kavga ederken bile o kadar tatlı oluşunu, hemen barışmayı özledim.
Alışveriş yaparken her şeyi babannesinin eşyalarına benzetmesini özledim.
Hiç okul çıkışına gelmeyişlerini özledim.
Yaşadığım yere köy demesini özledim.
Onu başkalarına anlatmayı, ve beni anlattığında duymayı özledim.
Küpesini kendim takmayı özledim.
Hiç bağlamadığı bağcıklarını özledim.
Onu kıskanmayı özledim.
Çay kaşığını benim bardağıma koymasını özledim.
Beni beklerken yayılıp dikilmesini özledim.
Onu koltuk değnekleriyle bile taşımayı özledim.
Eteğime kısa demesini özledim.
Beni gıdıklamasını özledim.
Ona 'gel benim zekası eksik yarimm' demeyi özledim.
Kimsenin anlamadığı aptal ama orjinal laflarını özledim.
Bana sımsıkı sarılıp koklamasını özledim.
Beni kandırmasını, yalan olduğuna bile bile ona inanmayı özledim.
Kavga etmeyi, hatta onun için ağlamayı özledim.
Bana 'özledim' demesini özledim.
Onunla her koşulda gülebilmeyi özledim.
Bana renk vermesini çok özledim !

Siz hiç birinin kirpiklerini dahi özlediniz mi?
Ben çoook, çok özledim..




Özlememeniz üzere, 
Sevgiler

****

15 Eylül 2011 Perşembe

Suç değil mi?

Aşk, ne garip bi'şey değil mi ya..
Dün düşündüm de, benim sevdiğim adamın kişiliği resmen nefret edilecek insan kategorisinde bulunuyor.
Bi kere adam ukala, çok bilmiş, asla altta kalmaz tiplerden. Yalancının teki! Asla güvenilmez.
Ha bu arada onun bir 'gerizekalı' olduğundan bahsetmişmiydim. 20 yaşına girmiş ama espirileri, güldükleri hala 0-4 yaş arası. Ya adam ygs'den 190 anca yaptı daha ne denebilir ki.
Sonraa canı acıdığında asla karşısındakini düşünmez. Ayrıldıktan sonra bi dönem sürekli mesaj atıyordu, bende ağır konuştuğumda oda çok ağır konuşurdu. Ama sonraları beni yere göğe sığdıramadı bi dönem. Ben hayatındaki en iyi en değerli insanmışım. Benim kılıma zarar gelse yıkarmış bu şehri dee ıvır vızır. Ben de yedimmm.
Neyse sonra ya böyle rahatt bi insan sevgilisi olsa da başkalarıyla konuşan yavşayan piç bildiğin.
Şimdi böyle biriyle karşılaşsam yüzüne bakmam. Ama o.. Nasıl sevebiliyorum bu kadar onu, kişiliğinden nefret ederek nasıl bu kadar ölebiliyorum ..


Taze piliç buna aşk diyorlar dedi. Eğer onu sevmek için bi' sebep bulamıyorsan, aşıksın dedi.. Bu arada taze piliç de benim çook önceden beri tanıdığım, hatta 4 yıl önce çok yakın olduğum, ama sonra neden bilmiyorum çok görüşmediğim ve bu sene can ciğer olduğum dünya tatlısı bi insan. Ve eski sevgilisi, daimi sevdiği, belalısı benim yalancı adamın kankası. O hele apayrı bi arkadaşlık bi ara anlatıcam. Ve bu ikisi aynı kişilikteler. O yüzden taze piliçle hep kaderimiz aynı bizim deriz..


Bide şey var, geçende camda iki büklüm sigara içerken düşünmüştüm bunu ne alakaysa.
Birini öldürmek evrensel bir suç değil mi?
Evet.
Peki birinin sevgisini, hayallerini, umutlarını, geleceğini yıkmak da onu öldürmek değil mi, sonuçta kalpten vuruyorsun. Bu neden suç değil öyleyse !

Aaah adaletsiz dünya işte. Ben kekoya bağlamadan gidiyim uzaklaşıyım burdan, fırında tavuk yapıcam lan çok heyecanlıyım.
Düşünün bunları. İyi düşünceler:)

Bu da yazının şarkısı olsun. . İçime oturdu şarkı yaa

Başarısız ev denemeleri part1 !

Poooooouuuuuff 2 (iki) gündür evdeyim ve sıkıntıdan sapıttım resmenn.
Bana evde olmak yaramıyor, ama sınavdan önce daha fenaydı. O zaman hem sıkılıyordum, hem çalışmıyordum, hem kendimi suçlu hissediyordum. En azından şimdi sadece sıkılıyorum. Ama kafam rahat hacı.

Neyse işte sıkıntıdan ne yaptığımı sapıttım bildiğin. İlk gün 1'de uyandım kahvaltı falan ve bütün gün o küçük kıçımı kaldırmadan sims oynadım. Şu Facebook'taki sims'e taktım evet. Neyse ki şu an geçmiş. Açtım böyle salaağınn çişi gelmiş, acıkmış ölseymiş salak keşkee. Harbi çok aptal yaa böyle bişeyler yapınca enerjisi bitiyo hemen mala bağlıyo çok komik :D öhöm neyse ya ben oyun insanı değilim onu anladım hemen sıkılıyorum böyle.


Sonra film izledim.Pardon filmler. Hatta filmler'in yüzde 15'i. Birini yarım saat izledim kapattım. Başka açtım. ilk bölümü izledim değiştirdim ilk cd'yi izledim kapattım. En sonuncuyu 10 dk izledim sanırım sonra pc'yi yere fırlatasım geldi sığamıyorum yaa yere göğeee. sıkıldım olm. eve tıkılmak benim işim deeeğilll anladım ben böyyllee hep göt gezdiricem, akşamlara gecelere kadar gezicem yiycem içicem sıçıcam annca.


Neyse dün öyle böyle geçti, dedim yarın nappsaam evdeyim ya yine bütün gün bi'şey yapmam laazım, vee tabii ki deeee, Temiizliiik !
Sabah 8'de kalkıp temizlik yapmaya karar kıldım, amma ve lakin sizin de tahmin edebileceğiniz gibi o saatte kalkamadım. 10'da kalkar kalkmaz hemen kahvaltı vee ordan burdan kafama göre bütün evi temizledim öğlene kadar.
Allah'ım bi insan temizlikten nasıl bu kadar zevk alabilirr? Anlamıyorum gerçekten bi anormallik mi var bende?

İşte sonraa daa bi sigara yaktım keyfime baktım, yok keyfime değil doktorlara baktım tabikiideee ehe ne sandınız evde pinekleyen tüm bireylerin bu yaz takıntısı doktorlar tabi ki dee.



Sonra sevgili anneciiğim geldi, ona bi güzel yemek yaptım, hazırladım yedik, kahvemizi sigaramızı içtik oturduk. Bildiğin evli ev hanımları gibin böyyle bi haller bende .

Sonra akşam yemeği bide misafir ağırladım. Ciddi ciddi benimsedim bu işi been neyse annemin arkadaşı bi kadınla mal kızı geldi. Kız bildiğin ferihanın babasından daha yavaş. Lan bi ara ölüyorumm sandım. Kız bi'şey anlatıyo, ıvırına zıvırına kadar ve 0 km kız abi yaa, benden bi yaş küçük kız pili bitmiş bööyllee mıymııyy. ıııyy hiç sevmem öyle insanı. Bende ona inat böyle hızlı konuşuyorum gülüyorum kopuyorum bi canlılık. Ama bi yere kadar. Gitsinler istedim resmen kızın yüzünde sussun diye cevap vermiyorum anlatıyo da anlatıyoo.
En sonundaa kaçtım ordaan

Gitti falan bunlar, benim yine gözlerden bişeyler çıkıyo bi hamaratlıktır aldı başını gidiyo, girdim mutfağa güzel bi çikolatalı tatlı yapıyım dedimm, ve mükemmel bi'şey çıktı ortayaa. Hemen anlatasım geldi;
Şimdi önce böyle puding gibi muhallebi gibi bi'şey oluşturdum tencerede, karıştırıyorum falan hep aynı şeyi yapıyorum lan dedim bi farklılık olsun, açtım dolabı bir kap fındıklı çikolata parçalanmış toplanmış hali. Evet bunu asla bulamazsınız özel bi'şey. Benim mutfakta özel şeettirdiğim şeyler vardır böyle. İşte onun bütün hepsini boşalttım, süper bi tat çıktı ortaya , sonra bi de vanilyalı muhallebi yaptım, bunları kafama göre kaplara düzenledim, üstüne krem şanti -bol miktarda- ve badeem. Badem çok seviyorumm.

İşte bu kadar ve çok enteresan tadında bi'şey oldu. Şimdi bi kase daha yiyceeemm bu kadar yemeğe kilo almıyorum yaa sinir oluyorum artık. 50'de kaldım abi. Neyse artık.

Vee bir ev denemesinin de başarısızlıkla sonuna geldik, yarın acil olaraktan dışarı çıkıyorum, akşama kadar lingir lingir geziyorum.
Şimdi Aşk çeşmesi'ni izliycem, umuyorum yarım saatte kapatmıyım :)

P.S : Biliyorum biraz sıkıcı bi yazı oldu ama idare edin çavbeellaa

12 Eylül 2011 Pazartesi

En son, ne zaman aynı sabaha uyanmıştık?

Yine geldi, yine konuştum.
Konuşmıycam dedim , ama konuştum.
Bana geldiğinde ona hayır diyemiyorum.
Bir kere yaptım o hatayı çok severken, artık git diyemiyorum..


Dün gece boş mesaj attı. Yanlışlıkla atmış sonra. Ama nasılsın soriyim dedi. Haa bende yedim. Konuştuk biraz, yine biraz mutlu rolü yaptım. Morali bozukmuş. Buluşalım dedi. Özledim, son bi kez benimle bi bira içersin dedi. Seni tavlada yenmeyi özledim dedi. Hayır olmaz diyemedim işte yine.
Çünkü seviyorum hala. Çünkü ben ondan daha çok özlüyorum. 
Ama korktum. Hem de çok. Gidiyorum, belki onu unutabilmek için küçücük bi uzaklığa. Ya onu son kez görmek daha da acıtırsa canımı. Ya sarılırsa bana yine o son kez, canı gibi, veda eder gibi yine. Ya da bi'şey söylerse, eskisi gibi.. Ki kesin öyle, göze alamadım.

Sevgilisi varken -o mutsuz da olsa ki bence yalan, ben de onsuzluğa git gide alışmışken, bütün herşeyi mahvedemem!

Kaç ay önce birgün tekrar buluşma konuşmamız olmuştu böyle, hemde daha bizim sokakta oturmaya devam ederlerken, en son anda kavga edip buluşmamıştık.
Bu sefer kavga etmeden sustuk. Salı buluşma kararı aldık. Unutanın çocuğu onun gibi olucaktı.

Bugün mesaj atmış günaydın diye. İçim bi garip oldu yine. Bi süre cevap veremedim.
En son ne zaman aynı sabaha uyanmıştık ki..? 
Sonra;
-Günaydın
-Bugün napıyosun dicektim
-Erdek'teyim. N'oldu ?
-Salı işim çıkmıştı da , bugün buluşalım dicektim neyse iyi eğlenceler madem
-Aslında bence. Zaten görüşmemeliyiz bi'daha.
-Tm.



Bu en son Tm kızma efekti. Bi süre mesaj atmıycak. Kırıldı aklındaki bu değildi demek. Benim de değildi. Ama bi' anda, belki de hata yapıyorum diye, onu son kez görmeyi reddettim .

Ama her an mesaj atabilirim.
Ya da arayabilirim.

Onu gitmeden, son kez görmeliyim.
Görmek istiyorum.
Çünkü sevdiğim adamın yüzünü unutmak istemiyorum.
Hatta veda eder gibi sarılsın istiyorum yine.
Kokusunu da unutmak istemiyorum.

..
Hatta herşeyi unutmak , yeniden tanışmak istiyorum
Yeniden benim olsun istiyorum..

Biliyorum çok şey istiyorum
Ve olmayacak .!



Ama
Kimse de olmuyor işte sevgilim..




* Bu da yazının şarkısı olsun ..

9 Eylül 2011 Cuma

Kısmet, kim bu kısmet?

Beniimm artık kalıcak bir yerim vaaaarrrrr :)))
Hemm de çok sevdim , çok beğendim.İki kişilik bi oda. Hiç tanımadığım bi kızla kalıcam ama. Mecbur.. Umarım iyi biridir. Bu arada kız psikolojidenmiş. Kız benim idealimi yaşıyor şuan. Şanslı hatun.

Neyse, anlaşmayı falan umuyorum .

Annem and babam da çok sevindiler. O yüzden de mutlu oldum :)


Babam akşam kaderinde kısmetinde ne varsa o olsun dedi. Demek ki iyi olan bu. Ben artık kadere o kadar inanmaya başladım ki anlatamam.
My sassy girl'de bi replik vardı, çok beğenmiştim;
Kaderini şekillendirmenin kaderin olduğunu düşünmelisin.
Bence kesinlikle öyle, Herşey bizim elimizde, biz yapıyoruz ama o zaten bizim kaderimiz..
İşte öyle birşeyler :D
Ayy çok mutluyum işte neblim.

Ama bu arada ben birini çok özledim yine.. O beni özlemese, hatta konuşma gereği bile duymasa da..
Hadi byes canlar.

7 Eylül 2011 Çarşamba

Ben yalnız değilim, sadece sen yoksun.

''- Keşke hayatında yemek gibi tarifi olsa

-Aslında, sen daha iyi bilirsin. Kendi yaptığın tarif her zaman daha güzeldir''



Gerçekten öyle mi?
Ben sevdiğim adamı başkalarının lafı ile terkettitiğim için unutamadım
Şimdiki pişmanlığım ondan da peki bu kadar özlemek de mi bunun cezası?
Tamam dedim ki bir daha asla kalbimden başka bir ses dinlemem, ama en doğrusunun bu olduğu ne malum ki hayatta?


Aslında onu unutmak istemiyorum, unutmaktan çok korkuyorum. Yüzünü, gözlerini, gülüşünü ya unutursam..?
Neyse. Bunlar eskidendi. Eskiden sen yoktun yalnız kalmayı öğrenmiştim. Şimdi seni unutmayı öğreniyorum. Yavaş yavaş alışıyorum..

Eskiden sen yokken yalnızdım. Herkes olsa da sen yoksan, yalnızdım ben.
Şimdi ben yalnız değilim , sadece sen yoksun.



4 Eylül 2011 Pazar

Bakınız; boka basmak

Çok canım sıkılıyor lan. Aynı zamanda da içim sıkılıyor böyle. Yazasım vardı o bile nereye gitti bilmiyorum. Evdeyim sabahtan beri kıçımı kaldırmadım temizlik yapasım bile yok yani . o derece

Bide böyyle bazı insanlara sinir oldum. Hani olur ya sadece kendi çıkarları için bişiyler yapan insanlar. Hiç öyle biri olmadım, ve etrafımda da öyle insanlar olmasın mümkünse.
Allah hepimizi içten pazarlıklı -sinsi insanlardan korusun amin.


Sonra 'Neden ben hala adam olmaz biri için kelimelerimi sarf ediyorum' dedim, ve bir daha eski sevgilimle konuşmama kararı aldım.
Arada geri dönmesi de ben hala seviyor muyum onu diye merakından kesin. Ve ona o kadar güzel mutlu rolü oynuyorum ki artık alıştım buna. İnanıyor. Seni sevmiyorum demiştim en son konuşmamızda bir ay önce falan. O kadarına inandı mı bilmiyorum ama şuan mutlu olduğumu, onu unuttuğumu hatta saçınıataramayanadam'la olduğumu sanıyor.
Öyle sansın. Çünkü artık bu sefer -kesinlikle bitti.!

O benim herşeyim olsa da, sevgilisi var bi kere. Ve beni sevmediğini artık kabullenmeli unutmalıyım lan.
Yeter. Kararım kesin.

Siliyorum seni yalancı adam. Bu kez hayatımdan.

2 Eylül 2011 Cuma

Amanın da amanın kim gelmişşş

Gittiğin düğünü babanın zehir etmesi diye bi'şey var.! Yaniiii böyle kussam içimde 'elbisen kısa, heryerin meydanda, kapat şu önünü, hırka mırka giy üstüne' gibi laflar çıkıcaktı gerçektennn. Yani ben bile utandım o derece .


Sonra, evine misafir olarak gelip, hiiiç çekinmeden kendi evi, kendi eşyaları, kendi buzdolabı (!) gibi kullanan arsız insanlar var. Var yani kaçış yoook. Komşumuzun kamberlik düğününe gelen misafirlerin bizde kalması nedeniyle ev savaş alanıydı. Girdiğim her odada başka bi insan, Yatağımda tanımadığım çocuğun tekii, hatta adam mı desem yani 23-24 yaşlarında sanırım -ve iki eski sevgilime aynı anda benzeyebilen yani zaten 2 tane eski sevgilim var bence.sevgili dediğin severek olur ben başka kimseyi sevmedim ki neyse ben ne diyodum hah bu çocuk bööyylee yayılmış yatıyo benim yatağımda.! Beniiiimmm, ya benim yatağımdan bahsediyorum, benim odamdaki ve benim evimdeki. Onu orda görünce böyle 'huopppp biradeerr' diyesim geldi. Diyemediiiiimmm diyeeeemediimm şarkısı giriş yaptı o an arkadan. Haa bide bu orda yatan çocuğun kardeşinin görümcesi mi ne var bi kız. Tıp mı okumuş ne ama insan olamamış be. Oturuyoruz kahvaltıda, çay koyuyorum biri eğildi şöyle bi kafa, bi baktım, en sevdiğim mor tokaaaammmm -zaten bi tane mor tokam var neyse benim tokam ve benim haberimm yokk. Ya insan bi sorar be abi. Sonra fondöten, ruj, diş macunu ve kremimi de kullanmış bu 'arsız kişilik' Yoook yok sakın böyle yapmayın olm. Sonra kupa kızı söylemişti dersiniz. Demeyedebilirsiniz gerçi farketmez.


Bi de çokk küçüklükten kalma çocukluk aşkı dediğimiz bi'şey var , o çoook komik bişey yaaa. Çocukken böylee söz falan verilir birbirine, biz evlencezzz denir ondan benimkide. Ama en son bunu dediğinde -7 yaşlarında falan, görmüştüm bu oğlanı. Gerçi o zamandan beri fazla büyümüş gibi görünmüyo -sakalı bile çıkmamış. Ama insan görünce bööyle gülesi falan geliyo :D güldüm yani, kahvaltı falan ettik, hoştu, hoş.


Veeee zaman zaman gidip, sonra geri dönen, çok sevilip de kıyılamayan eski sevgili var. Sen onun için gözyaşları dökmeye devam ederek yaşadığın hayatının aslında her parçasında olan, ama senin hayatında yaşamayan sevgili.
Ben onunla feci olmasa da kavgalar edip gitmesini, tamamen sus pus olmasını daa, sonra hiç bi'şey olmamış gibi geri gelmesini de seviyorum yine de(!)
Ne yaparsa yapsın, bu aşk mı, sevgi mi, bağlılık mı bilmiyorum tam. O kadar zaman geçti, 7-8 ay oldu ayrılalı. Hala bi hallerdeyiz. Hem benimle olsun istiyorum. Ama mutlu olsun da nasıl olursa olsun da diyorum. Yani başkasıyla şuan ama 'mutluysa.. olsun' diyorum. Ama geri dönse.. kollarımı açıp bekleyebilirim onu da diyorum. Artık olmaz diyorum, sonra, 'ben herşeyi unutabilirim gelse..' diyorum. Ben ne diyorum bilmiyorum..

Neyse geldi yine benimki. Acaba -sevgilisi varken hemde- bütün eski sevgililerine mi böyle yapıyor, yoksa bana mı sadece. En çok da bunu merak ediyorum. Bi'kere bana sen benim hayatımdaki ikinci yeri farklı olan kişisin demişti. Tabi inanmak istemiştim o zaman. Şimdi bocalıyorum bi yerde. Ama buna inanmak istiyorum.

Ne kadar çok geçse, o kadar unutuyorum yaptığı hataları sanki. Hatalarını unuttukça özlemek olarak yazılıyor beynime. O zaman da onda bulduğum mutluluğu, geldiğinde yine hiç geri çeviremiyorum. Ama artık beni eskisi kadar üzemiyor sanırım, ağlamıyorum. Ama onunlayken hep gülebiliyorum.

Buluşmak istedi. Gitmeden önce son bi gününü ayır bana dedi. Sms'im bitmişti o an. Bu da düşünmek için sebep sanki bana. Ama tabiki de gitmek için can atıyor kalbim. Ya mantıklı olan ne? O varken mantıklı olamıyorum sanki.

Face'ten neden kabul etmiyorsun dedi. İyi böyle dedim. Güldü. Neden öyle dedim, neden güldü bilmiyorum.
Hala ona bağlı olduğumu anlamasın diye belki de, beraber sevdiğimiz şarkılar şiirler hala profilimde onu görmesin diye belki de, ya da sevgilisiyle olan resimleri gözüme girmesin diye de olabilir. His.
Ve taşınmışlar. Açık adresine kadar verdi. Dibindeyken iki adım gelmedin, belki şimdi gelirsin dedi. Gelemem ki, gelsem gidemem.


Ve bazen bütün şiirler sanki seni anlatıyor eski -yalancı sevgilim.
Şu gibi mesela,



''Adınla Seslendim Başkalarına.. Sen bilmezsin, Başkalarına adınla seslendiğim günlerdi.. Uzaktın bana Duymazdın o yüzden Yokluğuna derlenmiş türküleri. Oysa sen varken, Kanayan gecelere merhem olurdu sesin Gülüşün dağıtırdı gözlerimden bulutu Ara sıra gelirdin ya? Ben o zaman anlardım hangi mevsimi soluduğumu... Seninle başlayan bir gün Yine seninle biterdi.. Gecenin bir yarısı Şehrin yollarını adımlarken Ve bağlarken o geceyi sabaha Hayat hiç olmadığı kadar güzeldi.. Bakışlarında mahsur kaldığımda, Deli gibi akardı zaman... Ara sıra hüzünler karışsa da sesine Gecemizi karartmaya yetmezdi... Ve ben ne zaman değsem dudaklarına, Yüzüne bambaşka bir iklim gelirdi.... Sonra gittin... Her gün bir takvim yaprağı, Düştü umutlarımın arasından... Ve durdu gözlerine daldığımda çıldıran zaman! Başkalarına, Adınla seslendiğim günlerim oldu. Gelmedin... Şimdi bilmiyorum hangi mevsimi soluduğumu... ''
Okan Savcı


Herkese iyi kararlar ! :)