stupid little things
December 23, 2021
Ay Resmen Sene Bitiyor
December 8, 2021
Botlarımı Hâlâ Boyamadım
December 2, 2021
Bez Parçası Ama Havada Dönüp Duruyor
Okuduğum polisiyenin çevirisiyle kavga ediyorum, o kadar da yavaş okuyorum ki canımdan bezdim. "Havada dönüp duran bez parçaları"ndan bahsediyor, üç defa bahsetti şimdiye kadar, ne bu bez parçaları ay deliricem? Mısır'da geçiyor olaylar, çöl kenarında perişan bir kasaba, nasıl bez parçası bunlar, neden durduk yere havada dönüp duruyorlar?
Bir yandan da çeşitli arabaların sürücülerinin "ayaklarını şiddetle yere vurması" hadisesi yaşanıyor sayfalar boyunca. Sürücü ayağını şiddetle yere vuruyor, sonra araba fırlayıp gidiyor. Bildiğiniz gaza basıyor sürücü, en dandik online sözlükte mevcut karşılığı. Yav insan bir düşünmez mi, neden araba sürecek insanlar ha bire ayaklarını yere vuruyor? Hangi yere vuruyorlar şoför mahallinde? Ayh. Kitap boyunca ne dediğini kesinlikle anlamadığım cümleler de var, tabii ki var.
Polisiye serisini beğendim ama özensiz çeviriyle okumak istemiyorum, e-kitap bulurum bundan sonrası için.
Spotify 2021 listeleriyle eğlendik dün akşam. Zihnin Arka Sokakları'nın dev katkısıyla benim listem şu:
Şu kitabı bitireyim bugün allahım lütfen artık. Dolaptan botlarımı çıkarıp boyayacağım. Salondaki bitkileri sulayayım. Ne zaman aldığımı hatırlamadığım pazılar dolapta çürümediyse onları pişireyim. Sam Fender bırakayım bir adet, gideyim. Placebo geliyormuş yaza, Bığğrayyğğn diye haykırabilme ihtimalim belirdi eğer bilet alabilirsem. Şu çocuğu da getirin lütfen, buna da haykırabileyim, çok şey mi istiyorum?
November 30, 2021
Yağmur Ama Doğal Afet
Eveth. Bir numaralı gündem maddesi: Diş hekimini arayıp randevu almak çünkü dişim ağrıyor. İki haftadır direniyorum o telefonu etmeye, şimdi de koşarak hava durumuna geçeceğim.
Fırtına var. Birkaç saattir karşı apartmanın çatısına sonradan kondurulan dandik endüstri tipi bacaya bakıyorum. Bacayı belinden bir iple çatıya tutturup önlem almışlar ama o kadar yalpalıyor ki sağa sola, umarım uçmaz. Yaza yaza kendim de dahil herkesi bunalttığım mesele, konut olarak tasarlanmış apartmanın zemin katı lokantaya dönüştürülünce çatısına da lokanta bacası ekleniyor. O bacalar bir boka yaramıyor. Aynı yağlı dumanı 3 metre yukarıdan mahalleye salıyorlar. Mahalleyle kavgam bitmedi, bitecek gibi de görünmüyor. Her gün yenisi açılan kahveciler de bitecek gibi görünmüyor. Bir sokağa 8 kahve dükkanı düşmeye başladı. Ayh neyse.
Kendimi sakinleştirmenin yollarını arıyorum mütemadiyen, anlaşılan anda kalabilen biri değilim, nefesime odaklanıp zihnimi boşaltamıyorum. Bunlar olmuyor. Bu sabah "Ulan o düğüne neden o korkunç eteği giydim ben?" diye uyandım. Bahsi geçen düğünün üzerinden 20 sene geçti. Etek hakikaten korkunçtu. Bluz da berbattı, bluzu kahve yaparken hatırladım.
Neyse, normalde gün içinde kafam dağılıyor ama tez yazarken sabah 6 - akşam 6 masada oturup konsantre olmam gerekiyordu. Yaz başında SonikPanik bir miktar eğlenceli internet şeyleri yolladı, içlerinde bir de ortam sesi oluşturabileceğiniz bir internet sitesi vardı. O ortam sesi size yemin ederim benim verimliliğimi en az %50 arttırdı, sinirlerimi yatıştırdı, günde 12 saat çalışmamı sağladı. Şu ses:
https://environment-other.ambient-mixer.com/cozy-library
Şömineli kütüphane sesi. Biraz kurcalarsanız istediğinizi ekleyip çıkarmanız da mümkün. Bazen hafif yağmur sesi ekliyorum. Başka bir sürü seçenek de mevcut, orman morman, Harry Potter yemek salonu, ne isterseniz.
Sabah açtım canım kütüphane ortamımı, üzerinde de yumuşak klasik müzik açtım. Camın önünden uçarak leğen geçti mesela ama evin içinde bir Hobbit ambiyansı var. Bundan sonra hayatımı böyle geçireceğim.
Masamın altında da şu var:
Fırtına ve yağmur anksiyete veriyor bu buzağı ebatlarındaki köpeğimize. Gene bugün fena değil, normalde işi gücü bırakıp battaniyeye sıkıca sarmam ve avutmam gerekiyor.
Endüstriyel dandik baca hâlâ uçmadı, fırtına devam ediyor, gidip çorba yapayım. Çorba en asil duyguların gıdası bence. Naapıyorsunuz, iyi misiniz?
November 26, 2021
Doktor Ama Bir Faydası Yok
Komşular, Romalılar, buralarda mısınız? Hellö.
Ayh ne biçim bir yazdı ve ne biçim bir sonbahar. Buraya yazmadığım ayları aynen şöyle geçirdim:
Oha 5 ay olmuş! Neyse ama, inanmazsınız doktoramı bitirdim, jüriye çıktım, geçtim. Ve bu sefer kaçmayıp o insanı doğduğuna pişman eden "Odtü'ye tez teslim ediyorum" sürecinden de geçip mezun oldum. Jüri ne güzeldi ama ondan sonra ters gidebilecek her şey ters gitti. Tabii ki bir gece önce kütüphanenin database'ine yüklediğim pdf, ertesi gün yüklediğim yerde yoktu filan. Kayıp formlar, yağmur gibi sağdan soldan gelen "Hocam, bir sorun var" emailleri. Ohh allahım. Merkür şaapıyordu tam bu dönem ahhahhha!
Neyse, herkesle beraber bu ikiliye de teşekkür ettim tezin başında:
Elbakyan'ın Sci-Hub'ı olmasaydı ben nah yazardım bu tezi. Dio'nun verdiği moral desteği de başka yerde bulamazdım. Bir video çakıp gideyim, tez dışında da çeşitli aydınlanmalar yaşadığım bir yaz oldu, umarım yavaş yavaş her şeylerden bahsederiz birlikte.
June 27, 2021
Arkadaşlar 7: Birlikte Dans Edemediğim Arkadaşa Arkadaş Demem
Yıllardır görmediğim, çok iyi dans eden arkadaşım Tarık'tan başlayıp bir akşam bir barda aniden Sweet Child Of Mine çalmaya başlayınca bana eşlik eden hiç tanımadığım oğlana uzanan geniş bir ölçekte danslı anılar geçiyor aklımdan. Ama yani bir yandan da pek o kadar dans kalmadı hayatımda. Barbar kocamla çok sık müzik dinliyoruz evde, ben bazen salonun uygun bir köşesinde go-go girl gibi sanatımı icra ediyorum. Bazen kocam da seyrettiğimiz Hendrix ve Rolling Stones konserlerindeki kızlar ve oğlanlardan kaptığı figürlerle kendini ifade ediyor.
Neyse yani, aslında bütün arkadaşlarımla dans etme imkanı bulunca dans ediyoruz. Ederdik? Bilmiyorum, hayat çok değişti. Bu aralar gene varoluşsal sorguluyorum kendimi, gene o zaman zaman patlak veren "Şu anda olduğum şey gerçekten ben miyim yoksa eski ve orijinal benden geriye kalan kırıntılar mı bu?" krizinin tam ortasından sesleniyorum, merhaba.
Hangi eski, hangisi orijinal? Ayh neyse. Bir arkadaşımın düğününden bir kare buldum:
Sene 2008, gördüğünüz gibi aşırı dramatik ve dışavurumcu dans eden biriyim ahhahhha ay ne gülmüştük bu fotoğrafa! Tek bir prensibim var bu konuda: bir kere ortalığa attıysan kendini dans edeceğim diye, ne olursa olsun hareket etmeye devam et.
Bugün bu çalarken kendi kendime dans ettim:
June 24, 2021
Arkadaşlar 6: Tatil İçin Bir Arkadaş
Ay gene süründürdüm şalanjı, 10 gündür açıp açıp sağını solunu kurcalıyorum bu yazının, bir türlü şaapamadım. Her şey çok anlamsız geliyor bugünlerde. Gene de kaldığım yerden devam edeyim. Tatil deyince aklıma hâlâ 80'lerde gittiğimiz Bodrum geliyor. Şurası Gümüşlük'tü: