[go: up one dir, main page]

Zeynep Saraç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zeynep Saraç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2019 Salı

Deniz Kitap Yorumu



“Sırtını öperdim,” dedi ansızın. Alnını kaşıyarak başını hayır anlamında sağa sola salladı. “Evlenseydik, ilk gecemizde sana olan sevgimi öyle gösterirdim. Seni öyle severdim çünkü izlerin geçtiğini biliyorum ama ben senin ruhundaki yaraları bir de op şekilde, sevgimle iyileştirmek isterdim.”


Zeynep Saraç ne yazsa okurum. Çok seviyorum kalemini. Dram, duygu, sevgiyi kitaplarında bana göre çok iyi veriyor. Kah yıkıp geçiyor, kah hüzne bulandırıyor, karakterlerine çile çektiriyor ve sonra da onları mükafatlandırıyor.

Deniz’de onlardan biri benim için.

“Her şeyim sende kalabilir.” diyerek bana biraz daha yaklaştı. “Hayatım, kitaplarım, odam hatta nefesim… Hepsini al ama…” dedi ve bir elini kapıya yaslayarak bana doğru eğildi. Dünyanın en güzel fısıltısını duydu kulaklarım. “ama artık kalbimi bana geri ver.” 


Deniz’in erkek kardeşi Emre, geçirdiği kaza sonucu yürüme yetisini kaybediyor ve bir daha yürüyemeyeceği öğreniliyor. Deniz çok sevdiği kardeşinin yıkımı ile boğuşurken, diğer bir sevdiği nişanlısı olan Nehir, sebep söylemeden yüzüğünü parmağından çıkararak Deniz’den ayrılmak istiyor. Ama ne gidebiliyor, ne de tam olarak kalıyor.

Nehir’in neden ayrılmak istediğini, neden gidemediğini ve neden kaldığını anlatamıyorum. Çünkü ne anlatırsan roman hakkında detay vereceğimden vereceğimden susmak en iyisi. Duygularımdan bahsedecek olursam; ben Deniz’i okurken Nehir’e çok kızdım. 

Birçok kararı kendi başına aldı, hüküm verdi ve uygulamaya geçti. Sustu. Konuşmadı. İçinde kapalı bir hayat sürdü. Nehir’in bu tavrına çok kızan Deniz uzaklaştı ama Nehir’den hiç kopmadı. Deniz’in karakteri bana Nehir’den daha güçlü geldi. Araya Çiğdem diye bir gıcık bir kız girerken, Nehir’in annesinin hataları derken romana üvey baba Haldun damgasını vurdu.  

Yine çok güzel bir Zeynep Saraç romanı oldu. Ben Deniz’in daha çok okumak daha çok özümsemek isterdim. Yazarın erkek karakterleri hep güçlü, hep beyefendi, hep düşünceli erkekler. 

Öldüm ben, öldüm ama etraftaki soluk ve pastel renkli ne varsa canlandı. Eşyalar onun koyu kahverengi gözlerinden bana akan sıcaklığa boyandı. Koyu ve uzun kirpiklerle çevrili sonsuz bir deniz gibi bakan gözleri benim kalbimi benden bir daha aldı. Belki de sonsuza kadar…


Deniz dahil yazarın diğer tüm kitaplarını okumanızı, yazarın naif kalemi ile tanışmanızı isterim. Benim en en sevdiklerim ne dersiniz ise Nar Çiçeğ ve Gri Mavi’dir derim.

26 Mart 2018 Pazartesi

Zeynep Saraç II Bir Deli Ayaz Alıntıları




  • İstediğin kadar git, en dönülmeyecek diyarlara eriş. Gitmesin aslında çünkü iki parçasın, biri bedenin, diğeri bıraktığın yerdeki kalbin.


  • Buraya kadardı. Esmemekte dalında durmakta işte buraya kadardı. Sonunu bile bile toza dumana teslim olmak varsa serde olunacaktı.


  • Evet ile hayır denilen sözcüklerin arasında kalmaya yer yok aşkta. Ya boğulursun kendini bıraktığın, o sütliman gibi görünen ama aslında çok çetin bir yer olan arafta ya da aşk seni boğar. Gösteremediğin cesaretin, olmayan bir damla suyunda.


  • Yanağı hala Ayaz’ın göğsünde yaslıyken, bir elini onun kalbinin üzerine koydu. “Burada hep kalsınlar.” Dedi. “Seninle mutlu olduğumuz, olamadığımız, bana kızdığın anları orda tut.” Burnunu çekiyordu. “Sakın onları kalbinden başka terde tutma."


  • Vakit aşık olduğun insan bu dünyada hiç, yokmuş, o aşk hiç yaşanmamış gibi yaşama, hayata bir de öyle devam edip kabullenme vaktiydi.


  • Sert, dondurucu rüzgârları bilir misin? Esip geçtiği zaman baharın renkleri değişir. Senin hayatında esmeye başladığı anda ise kaderinde yazılı yol ayrımlarına sürüklendiğini haber verir. Şiddeti artar oralarda, yakıcılığı da. Çalar senin renklerini de bahardan çiçekleri kopardığı gibi. Ayaz denir bunu bir deli ayaz…


  • Tene dokunurken cana değen, oraları delip geçen dokunuşların sahibi sen, hep bu yüzden onun en çok sevdiğisin.


  • Nefesinin onun tenine değdiği yerler var ya, saklıyor nefesinle yaktığın yerleri. Tenin içinde ten saklayıp, oraları sonsuza kadar sen sayıyor. Dokundurtmuyor asla.


  • İncitip dökmeye meyilli bu aşk seni. Sarıp sarmalamaya yeminliği olduğu halde.


  • Bazen ateşle kül arasında bir fark kalmaz. Çünkü yüreğin her iki türlü de sonsuz ateşlerde yanar.


  • Parmaklarımı yokluğunun boynuna doluyorum, tırnaklarım avuç içlerime batıyor. Yokluğunu öldürmeye çalışırken dön dolaş yine benim canım yanıyor.


  • "Soğuk bir taşın üzerinde saatlerce oturup buz kezsen dahi üşümez bazen beden.

  • Titremez cansız, buz gibi taşın üzerindeki ellerin. Isıtır onu yanında seninle beraber üşeyen insanın içindeki sonsuz yangın.



26 Eylül 2016 Pazartesi

Ceylan & Zeynep Saraç Kitap Yorumu

arunas yayıncılık


Merhabalar 

Bol okumalı bir ayı bitirmek üzereyim. Ama daha beş günüm daha var. Ay bitmeden bir tane daha okuyabilmeyi planlıyorum.

Eylül ayı hep  #yasamaacilanpenceredirkitap etkinliğimiz sponsorlarının  hediye ettiği kitapları okumakla geçti. 

Bugün yorumlayacağım kitap Arunas yayıncılık'tan çıkan Zeynep Saraç'ın yazdığı Ceylan.

Adında anlaşılacağı gibi kitabımızın ana karakteri Ceylan. 

Ceylan, örf adetlerine bağlı zengin bir ailenin en küçük kızı. Henüz yirmi iki yaşında. 

Abilerine ve ailesine aşırı saygılı ve dediklerinden dışarı çıkmayan ama aynı zamanda çıkmak isteyen, çok korkan, yapacağından da geri kalmayan aşırı özgür ruhlu ama bir o kadar tutsak bir genç kız. 

Sürekli özgür olmak için düşünüp duran, özgür olmak içinde Kerem ile evlenip hayallerini gerçekleştirmek isteyen Ceylan hiç de düşündüğü ve planladığı gibi bir biçimde ilerleyemez. 

Kerem ile evlilik planları yaparken, Çağrı ile nişanlanır. 

Çağrı'da mı kim. Aslında Çağrı Mert. Çağrı olarak ona sadece Ceylan ve annesin hitap etmesi, Ceylan'ı ne kadar ayrıcalıklı kılıyor siz düşünün. 

Ceylan ne kadar asi ruhlu ise Çağrı'da bir o kadar dingin ve yumuşak. 

Zaten Ceylan gibi bir çene bazı Çağrı gibi bir erkek çekebilirdi ve bu romanda bunu diyaloglardan çok iyi anlayabilirsiniz. 

Dedim bu kız neden bu kadar konuşuyor. Ama çok da güzel konuşuyor helede içinden geçenleri saklaması gerekirken pat pat döküyor ağzından. 

Çağrı'yı anlatmayacağım çünkü bu tarz karakterde pek de erkek olduğunu düşünmüyorum. Şu kadarını bilin ki. Ceylan'ı fark ettiği andan beri onun kendisine aşık olabilmesi için çalıştı durdu çocuk. 

Başardı mı? Tabi kide başardı. 

Ailesinden istedi kızı ve aldı. Çağrı ve Ceylan evleniyor. 

Eeee dedim daha kitabın bitmesine çok var. Ne olacak şimdi? 

İlknur var, Fırat var, unutuyordum birde Meryem var. Astığım astık, kestiğim kestik Murat var. Kim mi bunlar? Aslında ara ara Ceylan zaten onları anlatıyor ama siz okuyunca kitap sonunu diğer karakterlerle birlikte bağlıyorsunuz. Tabi bu sonda Ceylan'ın yine büyük bir payı yok değil. 

Gelenek, görenek, verilmiş sözler, töre, aşk, hile, entrika, planlar ve oyunlar hepsi Ceylan'da mevcut. 

Bu kitaba romantik komedi veya pembe dizi diyebilirsiniz. 



İllede bir kalıp isterseniz bence gayet eğlenceli, bir o kadar sürekleyici, tadı damakta hoş bir roman Ceylan. 

Ben kitap okurken benim gülmelerime sinir olan kızım tepkisini paylaşayım sizinle: "Ne okuyorsun bu kadar? Yeter artık gülme anne."

Kitap 447 sayfa. Uzun gibi görünse de son derece sürükleyici olduğu için çabuk bitiyor. Cuma gecesi başladım. Pazar gecesi bitti. Arada işlerim olmasaydı cumarteside bitebilirdi. 

Ceylan benim beğendiğim kitaplar arasında yerini aldı. 

Bir tek kapak tasarımı ile ilgili bir yorumda bulunmak istiyorum. Ciltli kitapları severim. Ben kapakta biraz daha asi ruhlu çılgın bir kız, ona sürekli rahatlatmaya çalışan bir erkek resmi beklerdim. Benim betimlediğim Ceylan öyleydi. kapak kızı bana çok naif geldi. 

Yinede kapak tasarımı ve kitap sayfaları ve basım kaliteli.

Bir şey daha söylemek istiyorum. Kitapla ilgili yorumları okurken oldukça argo kullanılmış şeklinde bir yorum okumuştum. Kesinlikle yalanlıyorum. Saymadım ama ya beş ya altıdır argo kelime sayısı.

Herkes her kitabı sevmeyebilir. Yorum yaparken de abartmamak gerekir. 

Ben Ceylan'ı sevdim ve eğlenerek  okudum. Arada yüzünüzü güldüren kitapları okumanızı tavsiye ederim.

Başka bir yorum da görüşmek üzere. 

Ceylan'dan bir kaç replik sizlerle