Sergi Haberi: Evin'den Şamanlar ve Mitler
Sergi Haberi: Sevda Üstüne
Güneş Çağlarcan'dan Gölgelere Ağıt
Nisbetiye On’un içinde yer alan Loft Art’taki Güneş Çağlarcan’ın Requiem for Shadows adlı sergisini 28 Aralık’a kadar gezebilirsiniz.
Öncelikle Loft
Art Project’ten kısaca söz edecek olursak, burası bağımsız sanatçılar için
eserlerini sergileyebilecekleri sanat alanı yaratmak amacıyla faaliyete
geçmiştir. Akfen Holding bünyesinde faaliyet gösteren ve sanat piyasasında
fırsat eşitliği yaratmayı hedefleyen Loft Art, bağımsız
sanatçıların üretimlerini desteklemek ve sanat piyasasında onları görünür
kılmak hedefindedir. Akfen Holding’in sürdürülebilir olmaya verdiği değeri benimseyen
bu sanat alanının elde ettiği gelirler TİKAV’a bağışlanmaktadır.
Derin gölgeler
bastırılmış duyguları, söylenmemiş hayalleri ve gizli iç dünyaları saklıyor.
Gölgeler burada bir eksiklik değil, aksine varoluşun kaçınılmaz tanıklarıdır.
Yalnızca karanlık olanı temsil etmez, aynı zamanda hafızayı, kayıpları,
unutulmayanları ve insanın kendi içindeki çatlakları simgeler diyor sergi
alanındaki yazıda. Sanatçı, karanlığın içinde adeta davet niteliğinde bir
boşluk alanı olduğunu söylüyor. Anılarınızla, sessizlikle, unutulan anlarla
dolmayı bekleyen bilinçli olarak bırakılmış bir boşluk var o gölgelerin
arasında. Requiem for Shadows da hem görsel bir yolculuk hem de ışık, karanlık
ve ses arasındaki sessiz bir sohbet gibi yapılandırılmış.
Sanatçı Güneş
Çağlarcan sergi açılışında piyano eşliğinde kendi özgün Shadows
besteleriyle izleyicisine -ve dinleyicisine- çok daha bütünsel bir deneyim
sunmak istemiş. Bir nevi sadece görmeye değil hissetmeye davet gibi. Çok daha
derin ve duyumsal bu deneyimi yaşamayı isterdim doğrusu. Belki bir dahaki
sefere. Deneyimin görsel kısmı ise 28 Aralık’a kadar Loft Art'ta bizleri bekliyor.
“Requiem for Shadows, unutmak ile hatırlamak arasındaki ince çizgide
yürüyen bir sergidir.
Bir son gibi görünür…
Ama her ağıt gibi, içinde yeni bir başlangıcın
titreşimini gizler.”
Sergi Haberi: Özge Kahraman'ın Karanlığın Hafızası Sergisi Haliç Sanat 2'de
Haliç Sanat 2 Adres:
Yavuz Sultan Selim, Çukur Mescit Sk. No:23, 34083 Fatih/İstanbul
Ziyaret Saatleri:
Her gün: 09:00 – 17:00
Sergi Haberi: Tanrıçaların Mevsimi Galeri Selvin'de
Kuşaklar Arası Sanat: Trilogy of Time Sergisi The Stay Boulevard Nişantaşı’nda
Sergi Haberi: EVİN’Salon II
EVİN, 2 Aralık - 3 Ocak 2025 tarihleri arasında EVİN’Salon II başlıklı sergi serisinin ikincisine ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyar.
EVİN’in geçtiğimiz yıl düzenlemeye başladığı Paris’in tarihi Salon sergilerinden esinlenen EVİN’Salon yıllık sergi serisi, sanat alanında geçmiş ve geleceği, geleneksel ve yenilikçi yaklaşımları, bireysel ve kolektif üretimleri bir arada düşündürmeyi amaçlıyor. Sergi, çok yönlü pratikleri bir arada barındırma amacı güden yapısıyla, farklı kuşak ve disiplinlerden sanatçıların üretimlerini aynı mekânda buluşturarak günümüz sanatının dinamik yapısını görünür kılar.
18. yüzyılda Paris’te düzenlenmeye başlayan Salon sergileri, kamuya açılmalarıyla birlikte modern sanat eleştirisinin doğuşuna zemin hazırlamış; yalnızca bir sergi formatı değil, sanatsal yeniliği ve kamusal etkileşimi teşvik eden bir kültürel fenomen olarak tarihe geçmiştir. EVİN’Salon sergileri bu tarihsel fenomene çağdaş bir bakış getirerek, günümüz sanatının biçimsel çeşitliliğini besleyen düşünsel süreçlere ve estetik arayışlara odaklanır.
EVİN’in temsiliyetini üstlendiği sanatçıların yanı sıra misafir sanatçıların da yapıtlarının yer aldığı sergi, toplumsal dönüşümle birlikte değişen izleyici-yapıt ilişkisine dair yeni okumalar sunar. Sanat yapıtlarının galeri mekânında sergilenmesi, deneyimlenmesi ve kamusal alanda tartışılmasının önemini vurgulayan EVİN’Salon sergi serisi, izleyiciyi bu sürecin aktif bir parçası olmaya davet eder. Sergi süresince düzenlenecek buluşmalar, bu diyalog alanını genişletmeyi amaçlar.
EVİN’Salon II, yalnızca bir sergi değil; farklı kuşaklardan sanatçıları, yazarları ve izleyicileri bir araya getiren bir buluşma noktası olmayı amaçlıyor. Bu yıl Gizem Kâhya İyem ve Osman Nuri İyem tarafından ortak bir çalışmayla tasarlanan sergi, geçen yılın klasik atmosferine göre daha modern bir yaklaşımla kurgulandı. EVİN’Salon II, izleyiciyi sanat yapıtlarıyla dengeli bir diyalog kurabileceği yaşayan bir galeri mekânında buluşturmayı hedefliyor.
Sanatçılar: Rahmi Aksungur, Setenay Alpsoy, Cemile Çolak, Şükriye Dikmen, Kader Genç, Mehmet Güleryüz, Hakan Gürsoytrak, Ilgaz Gürün, Sevde Hallaç, Nasip İyem, Nuri İyem, Temür Köran, Nuri Kuzucan, Kübra Su Yıldırım, Hare Sürel, Emin Turan, Devin Oktar Yalkın
EVİN’Salon II, 2 Aralık 2025 - 3 Ocak 2026 tarihleri arasında, Pazar ve Pazartesi günleri hariç, 11.00 – 19.00 saatleri arasında EVİN’de ziyaret edilebilir.
Sergi Haberi: Evvel Zaman, Ahir Mekan, İşte; İnsan
Salt Beyoğlu'nda Açık Sinema Gösterim Programı: İhtimamın Hâlleri
Bir Adım Var Vakfı Desteklediği Sanatçılarla 26-30 Kasım’da BASE’te
Sergi Haberi: Berk Güntürk'ten Corpus Prohitum
Sergi Haberi: Aslı Özdoyuran’dan “Yuvarlak Sayılar”
Sergi Haberi: Dilek Işıksel'den "Ruhu Yakalamak"
Deniz Pelister’in Kişisel Sergisi “Kül” Studio Karaköy'de
Sergi Haberi: Naz Can'ın "Bombyxmori’nin Kanadında" Sergisi Galeri Selvin'de
“Tuvalim, ölmüş ipek böceklerinin ağzından çıkan saf söz,” diyor Naz Can. Üstünde düşünülecek bir cümle bu. Ölmüş böcek bir söz söyleyemeyeceğine göre söylenen sözler nedir bu sergide diye meraklanıyoruz. Sergiyi gezdiğimizde her yapıtın ayrı ayrı söylediği sözleri de hepsinin birlikte söylediği sözleri de işitiyoruz.İpek böceği, kozasını örmeye başladığında bir başka hayatı da oluşturmaya başlar. Koza, yeniden doğumu hazırlayacak mezardır. Dut ağacının dallarında yavaş yavaş yürüyen tırtıl, rüzgârı kanatlarının altına alıp bir süre yakın gökyüzünün tadını çıkaracağı özgür bir yaşama geçeceği sırada, kozasının içinde değişimin düşlerini görürken, bir cinayete kurban gider. İnsan, tırtılın yirmi günlük ömrü içinde en çok on gün sürecek kelebekliğe olan özlemiyle üç günde ördüğü kozayı kelebekten önce ele geçirir, ipeğin sahibi olur.Tırtılken, peygamber devesi gibi yırtıcı böceklerin avıdır, kelebek olduğunda küçük kuşların. Koza içindeyken ise insanın. Ötekiler karınlarını doyurmak için tırtılı öldürürken, insan kültür için öldürür. Evet, ipek bir kültürdür. Binlerce yıldır insanın giysi için, tekstil için ürettiği dokumaların en değerli malzemesidir ipek. Bir kozadan kesintisiz elde edilen lif ortalama bin iki yüz metredir. Kendi ağırlığının üç-dört bin katını kopmadan taşıyabilir. Bu, Naz Can’ın bu sergideki işleri yaparken kullandığı orta boy bir fırçanın ağırlığına eşittir.
İpeğin bir kültür olması hem işlevi hem dokusu hem de insanın ona kattığı estetik sayesindedir. Giysi olur, halı, perde, masa örtüsü olur, kaftan olur bir kralın üstünde gösterir kendini, para kesesi olur zenginliği taşır. Kağıdından para bile yapılmıştır. Ameliyat ipliği olur sağlık getirir, paraşüt kumaşı olur insanı uçurur. Gittiği yollara kendi adını verir ve bir lif bulutsusu olarak Naz’ın tuvallerinde bambaşka duygular oluşturur.Endüstrinin ve teknolojinin ipeği ile Naz Can’ın ipeği birbirinden farklıdır. Endüstri ipek böceğinin trajedisini unutturmaya çalışırken Naz Can, bu trajediye dikkat çeker. Binlerce lifin oluşturduğu yüzeye ipek böceğinin, kozanın, kozadaki özlemin, oluşamamış kanatların, oluşamamış kelebeğin düşlerinin izini yansıtır Naz. Kimi resimde uçucu çiçekler olarak güzel bir kızın saçlarına dolanır bu düşler, kimi resimde bir güvercinin saf beyazlığını gösterir. İpek uçucudur, hafiftir, ışıklıdır, ama doğa ressamın zihninde zıtlıklarla çalışabilir. İpeğin taşıyamayacağını sandığımız ağırlıklar sanat sayesinde hafifler, bu bulutsu yüzeyin üstünde uçucu bir hal alır. Ağır bir gergedan ya da fil bizi hafiflikleriyle gülümsetir, ressamın oyununa ortak eder. Naz Can, ipeği bir yüzey olarak kullanırken doğa içinde hayat bulamamış kelebeği resimlerinde kanatlandırıyor, sanki ona borcunu ödüyor, ipek böceğinin yaşam döngüsünü sanatla tamamlıyor.