[go: up one dir, main page]

2011-06-27

KaranlıŞIK

Karanlık mı ışığı rahatsız eder ışık mı karanlığı?
Işık karanlığın gözünü kamaştırırken
Karanlık ışığı emer
Işık ışığı yada karanlık karanlığı yadsımaz ki
İkisi de birbini sarıp sarmalar
Birbirine dost eder
Karanlık ışığa
Işık karanlığa
Hep aşıktır.
Oyüzden ne hep karanlık karanlıkta kalır
Ne ışık ışıkta kalır.

2010-06-08

Gibi...

Herşey herkes uyumluyken uyumsuzluk dizginlenemez bir şekilde önüme geçer.bir diken kaktüs gibi hayatım yaralamadan bırakmıyor beni…herkes aynı telden çalarken ben neden başka başka türkülerde çalıyorum.sarp ve adam olmaz yollardan geçerken ruhumu astım başka ruhlarda…


Uzağındayım her şeyin ama kaçtığım hersey boylu boyunca koynumda sarmalar beni!zaman daralıyor yollar kısalıyor ömrümde!mutluluk biran mutsuzluk alabildiğine dizboyu hayatta bir mayın tarlası gibi sıralanmış nereye bassam alıkoyar bir uzuvumu...

yaşamak demek kısacık ömürlerde asırlık acılar mı yaşamak demek?.

Zaman zaman gözlerimin kıyısında fırtınalar kopar alır beni bir sağanak ama yağamam hiçbiryere dolar taşar ve sonra kurur kendi yatağında!

Kaçtığım yerlerden yakalandım hep,acımın en derin kör kuyusunda boğuldum bır ışık geldiğini gördüğüm zamanlarda yalanlanmış sanrılardan ibaretti.

hangi yalan masalın kırık kahramanıydım.Güneşin doğmasını istemeyen çirkinliklerle baş edemeyecek kadar karanlıktan alabildiğine korkan hala küçük bir kız çoçuğuydum hayata karşı ve değişmiyordu rolüm!ne büyümüş ne de küçülmüş bir dünyanın içinde herşeyim birgün dur diyene kadar...nakaratsız zamansız hazırlıksız düşlemek herşeyi ve bunu söyleyebilmek tek bir gerçek gibi...

2010-06-04

Kırık Biraz Turuncu!

hayat saçlarımın ucundaki kırıklar gibi...
oysa saçlarımı güneşe bulamıştım ben
içimdeki pandoraya ışık vursun
saçılsın umudum yerle bir etsin
yenilesin istedim hayatı!
nadasa çekilmiş yürekler
başıboş kalmış iyi niyetler
neresınden yakalamalı
umudun ,
basmalı mı gırtlağına
almalı mı ne var ne yoksa
hiç mi etmeli
yoksa bölüştürmeli mi
bir an için
direnebilmek için
yaşayabilmek için...

ana baba dana

bir anne vardı
hep ağlak
ağlama duvarında yas tutmus
köşe başında umutsuz avuçlar yukarıya doğru
yaşamaya direnen...
bir baba vardı
yavrusunu dağa kaçırıp keçi yapan
anasonla uyuyup uyanan
ifadesiz zamanlarını
nasırlaşmış kalbiyle
sevgiye direnen...
bir yavru vardı
anası danasına
umudu aşılamış
umutsuzluk nedir bilmemiş
babası danasına
sevgi aşılamış
sevgisizlik nedir bilmemiş
ruhundaki kırıkları
verdikleriyle silkelemiş...

2010-01-24

Ad/SıZ III

küçük adamcıklarım var benim
boyunlarına ip bağlayıp astığım
yüzlerini hep ona benzetip
d o k u n d u ğ u m
ararım başka tuzlu tenlerde tadını
kimse bilmedi onun izbe yerlerinde saklandığımı
yanlarındayken hep ona daldım
küçük bir çağrışımdı varlığı
beni hayatın ortasında çırılçıplak bırakan
cehennemin yedinci katında yakan
küllerimden ona doğan
hey be adam söyle
hangi yüzde
hangi tende
sıfırlamalayım sevmeyi
ne zaman giymeliyim seni üstüme
ve nasıl asıp kurtulmalıyım
sen olmaktan
benliğime kavuşmak için
daha kaç adamcık...

2010-01-23

Ad/SıZ II



erkek konusurken kız sustu
kız konusurken erkek sustu
ikisi aynı anda konuştu
kaos oluştu
sonra sağır edecek bir sessizlik
herşeyleri bir yere savruldu
sonu uçurumdu
birden,
kız çok üşüdü
erkek arkasını dönmedi
ve gitti...
kız yokluğun içinde bir hiç oldu
paydası eksik bir tam
akmayan bir kum saati
oldu yüreği...
dalgın
ürkek
ağlak
bir fanus içinde yaşar artık
erkek
suskunluğun içinde yağmaladı kızı
ve bir daha hiç konuşmadı
anladı kız
bitti...

2010-01-06

Ad/SıZ




içime...
sana dönmek ,dokunmak istiyorum ama ellerim titriyor
gitmiyor işte
yokluğunun boşlukları sızlıyor,
sonra ince bir yağmur yağıyor
birden bir fırtınaya kapılıyoruz deniz hırçın boğuyor bizi
su çok soğuk ,
ama sen daha soğuksun,
bir ölü gibi...
ağır geliyor,
hiç yaşanmamış gibi ayrı yollarda başka insanlarla senli yollarda yürümek
sen bilmiyorsun
dağıldı her bir zerrem, yokluğunla elendik
tavaf etti varlığım dokunduğun her yere
dokundukça daha derinlere
çoğalan yalnızlığımla
azalmayan sevgimle
bir kez daha dokundum...