Ey kusur arayan gözlerin sahibi;
aradığın her kusuru buluyorsun...
Evet...Çokca kusur görüyorsun insanlarda..
Ama şunu bil ki...
Gördüğün her kusur senden bir parça taşıyor.
Eleştiren zihninin sana yaptığı kötülüğü bir idrak etsen..
Aklından vazgeçersin...
Çevir gözlerini...
ÖZE DÖN...İçine bak...
Gördüğün her kusurun izini...hatta özünü bulacaksın Özünde...
Hayata geliş nedenini soruyor/sorguluyorsun;
Geliş nedenin gerçektende kusur aramak,bulmak...
ama KENDİNDE...
Varlık nedenin onları kapatmak düzeltmek...
MÜKEMMELLEŞMEK.
Gördüğün herkes sana AYNA olur...
Kusurların gelir seni bulur...
Düşüncelerin bir Varlık olur...Karşında durur.
DİNLE...içinde ki çatışmayı...
Dindir o kaos ve kargaşayı...
Çarşamba
Cuma
HZ.MEVLÂNA 28
"Bir ayna halk ettim sana, bariz;
Ön yüzü; kâlb, arkası dünyâ,
Ancak ey dost, ön yüzünü bilmez isen,
Arkasını terviç edersin daha ziyâde sen.!"
("Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim. Bu sebeple dünyâyı halk ettim." Kudsi Hadis ile terennüm)
(*Burgazada Hamuşan'ı)
Salı
HZ.MEVLÂNA 27
Hak intikamını kul eliyle alır
Bilmeyen ilm-i ledünni onu kul yaptı sanır
Herşeyin fâili Hak'tır, kul eliyle işlenir
İzn-i Hak olmadan sanma bir çöp deprenir
(Erenköy Mihrimah Sultan Camii)
Cuma
Perşembe
Efendimsin cihânda i'tibârım varsa sendendir
Meyân-ı âşıkânda iştihârım varsa sendendir
Benim feyz-i hayâtım hâsıl-ı rûh-ı revânımsın
Eğer sermâye-i ömrümde kârım varsa sendendir
Veren bu sûret-i mevhûme revnak, reng-i hüsnündür
Gülistân-ı hayâlim nevbâharım varsa sendendir
Felekden zerre mikdâr olmadım devrinde rencide
Ger ey mihr-i münîr âh u zârım varsa sendendir
Senin pervâne-i hicrânınam, sen şem'-i vuslatsın
Be-her şeb hâhiş-i bûs u kenârım varsa sendendir
Şehîd-i aşkın oldum lâle-zâr-ı dâğdır sinem
Çerâğ-ı türbetim şem'-i mezarım varsa sendendir
Gören sergeştelikde girdâb-ı dest zann eyler
Fenâ-ender-fenâyım her ne varım varsa sendendir
Niçün âvâre kıldın gevher-i gaitanın olmışken
Gönül âyînesinde bir gubârım varsa sendendir
Şafak-tâb eyledin peymânemi hûnâb ile sâkî
Sabâh-ı sohbet-i meyde humarım varsa sendendir
Sanadır ilticâsı Gâlibin yâ Hazret-i Mevlâ
Başımda bir külâh-ı iftihârım varsa sendendir....
ŞEYH GALİP
(*Galata Mevlevîhanesi/Şeyh Galip Hazretleri Makâm-ı Şerîfi)
Meyân-ı âşıkânda iştihârım varsa sendendir
Benim feyz-i hayâtım hâsıl-ı rûh-ı revânımsın
Eğer sermâye-i ömrümde kârım varsa sendendir
Veren bu sûret-i mevhûme revnak, reng-i hüsnündür
Gülistân-ı hayâlim nevbâharım varsa sendendir
Felekden zerre mikdâr olmadım devrinde rencide
Ger ey mihr-i münîr âh u zârım varsa sendendir
Senin pervâne-i hicrânınam, sen şem'-i vuslatsın
Be-her şeb hâhiş-i bûs u kenârım varsa sendendir
Şehîd-i aşkın oldum lâle-zâr-ı dâğdır sinem
Çerâğ-ı türbetim şem'-i mezarım varsa sendendir
Gören sergeştelikde girdâb-ı dest zann eyler
Fenâ-ender-fenâyım her ne varım varsa sendendir
Niçün âvâre kıldın gevher-i gaitanın olmışken
Gönül âyînesinde bir gubârım varsa sendendir
Şafak-tâb eyledin peymânemi hûnâb ile sâkî
Sabâh-ı sohbet-i meyde humarım varsa sendendir
Sanadır ilticâsı Gâlibin yâ Hazret-i Mevlâ
Başımda bir külâh-ı iftihârım varsa sendendir....
ŞEYH GALİP
(*Galata Mevlevîhanesi/Şeyh Galip Hazretleri Makâm-ı Şerîfi)
Pazar
!
İmam-i Azam Hazretleri bir gün köyün birinden gecerken;
"Baktim yerde bir cocuk oynuyordu. İcimde bir harp basladi. Cocukla konusasayim mi, konusmayayim mi? Bir taraftan icim dedi ki cocuk o ya, ne anlar, ne konusacaksin. Bir tarafta dedi Allah Resulu cocuklari cok severdi, saclarini oksardi, selam verirdi, sen de oyle yapsana. "
İcerde bir carpisma var.
"E hadi dedim, Allah Resulu'nun dedigi gibi yapayim. Gittim, dedim ki "Esselamu aleykum ya veledi" bir bakti cocuk yuzume "Ve aleykum selam, Numanidin-i sabi" dedi. Babamin kunyesiyle beraber ismimi soyledi. "
"Ben" diyor "Dizlerimin bagi cozuldu, oldugum yere oturdum. Simdi cocuga baktim, hic tanimiyorum. "
Cocuga soruyor;
- Sen beni tanir misin?
- Tanirim Ya İmam.
- Nereden tanirsin?
- Eles bezminde kalu bela derken, sen benim onumde oturuyordun Ya İmam.
"Ben" diyor " Hemen konuyu degistirdim"
- Bana insanoglunun aklini tarif eder misin?
- Edeyim Ya İmam. Başlıca 2 kisma ayrilir. Birine akl-ı nâd denir, birine akl-ı mâş denir, her ikisi de 26'şar kola ayrilir. Netice 52 türlüdür.
- Peki akl-ı nâd neye denir? Akl-ı mâş neye denir?
- Sen demin ordan geliyordun, ben de burada oynuyordum. Sumuklerim de akiyordu boyle topraklara karisti.
Dedin ki " Şuna selam vereyim. Sonra vazgectin cocuk dedin, ne anlar o dedin. O senin akl-ı mâş . Sonra dedin ki "Allah Resulu Muhammed Mustafa (s.a.v) cocuklari cok severdi, onlarin saclarini oksardi, selam verirdi, her cinsten ve kaliteden insanlar tenezuleten oturur ve konusurdu, haliyle hallenir, derdiyle dertlenirdi, hadi ben Allah Resulu'nu taklit edeyim dedin, geldin bana selam verdin. O da senin akl-ı nâd'indi.
Hz.İmam diyor ki "Busbutun sasirdim, cocuk ayaga kalkti.
- Ben gidiyorum.
-Nereye gidiyorsun?
-Oynuyacagim.
-Guzel guzel konusuyorduk ya simdi?
- O ilmimin ihtizasi.
- E oyuna gideceksin?
- O da nefsimin ihtizasi. Cocugum ben. Oynuyacagim.
Basladi kosmaya, ayaga bir yere takildi, dusecekti "Aman oglum" dedim arkasindan yakalayayim diye cocugu, döndü;
- Ne var?
- Tutayım dusmeyesin.
- Ben dusersem, cocugum ben Ya İmam, dizimi vurursam dizim kanar, kafami vurusam kafam kanar.
Sen kendine dikkat et. Sen dusersen arkandaki butun Ummet-i Muhammed dusecek.
Peygamber Efendimiz'in tavsiyeleri uzerine - M.Nezih Tolan(k.s)
"Baktim yerde bir cocuk oynuyordu. İcimde bir harp basladi. Cocukla konusasayim mi, konusmayayim mi? Bir taraftan icim dedi ki cocuk o ya, ne anlar, ne konusacaksin. Bir tarafta dedi Allah Resulu cocuklari cok severdi, saclarini oksardi, selam verirdi, sen de oyle yapsana. "
İcerde bir carpisma var.
"E hadi dedim, Allah Resulu'nun dedigi gibi yapayim. Gittim, dedim ki "Esselamu aleykum ya veledi" bir bakti cocuk yuzume "Ve aleykum selam, Numanidin-i sabi" dedi. Babamin kunyesiyle beraber ismimi soyledi. "
"Ben" diyor "Dizlerimin bagi cozuldu, oldugum yere oturdum. Simdi cocuga baktim, hic tanimiyorum. "
Cocuga soruyor;
- Sen beni tanir misin?
- Tanirim Ya İmam.
- Nereden tanirsin?
- Eles bezminde kalu bela derken, sen benim onumde oturuyordun Ya İmam.
"Ben" diyor " Hemen konuyu degistirdim"
- Bana insanoglunun aklini tarif eder misin?
- Edeyim Ya İmam. Başlıca 2 kisma ayrilir. Birine akl-ı nâd denir, birine akl-ı mâş denir, her ikisi de 26'şar kola ayrilir. Netice 52 türlüdür.
- Peki akl-ı nâd neye denir? Akl-ı mâş neye denir?
- Sen demin ordan geliyordun, ben de burada oynuyordum. Sumuklerim de akiyordu boyle topraklara karisti.
Dedin ki " Şuna selam vereyim. Sonra vazgectin cocuk dedin, ne anlar o dedin. O senin akl-ı mâş . Sonra dedin ki "Allah Resulu Muhammed Mustafa (s.a.v) cocuklari cok severdi, onlarin saclarini oksardi, selam verirdi, her cinsten ve kaliteden insanlar tenezuleten oturur ve konusurdu, haliyle hallenir, derdiyle dertlenirdi, hadi ben Allah Resulu'nu taklit edeyim dedin, geldin bana selam verdin. O da senin akl-ı nâd'indi.
Hz.İmam diyor ki "Busbutun sasirdim, cocuk ayaga kalkti.
- Ben gidiyorum.
-Nereye gidiyorsun?
-Oynuyacagim.
-Guzel guzel konusuyorduk ya simdi?
- O ilmimin ihtizasi.
- E oyuna gideceksin?
- O da nefsimin ihtizasi. Cocugum ben. Oynuyacagim.
Basladi kosmaya, ayaga bir yere takildi, dusecekti "Aman oglum" dedim arkasindan yakalayayim diye cocugu, döndü;
- Ne var?
- Tutayım dusmeyesin.
- Ben dusersem, cocugum ben Ya İmam, dizimi vurursam dizim kanar, kafami vurusam kafam kanar.
Sen kendine dikkat et. Sen dusersen arkandaki butun Ummet-i Muhammed dusecek.
Peygamber Efendimiz'in tavsiyeleri uzerine - M.Nezih Tolan(k.s)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)