“Tek başına çalıp söyleyebilmelisin Durkadın. Bak bana, tek başıma sudan çıkmış balığa döndüm. Her şeyi kendin yapabilmelisin. Kimseye ihtiyacın olmamalı, anlıyor musun?" dedi.
"Sence öyle mi peki?" diye sordum. "Bütün dünyayı omuzlarında taşıman gerekli miydi cidden?"
~~~~
Önden Üç Bilet Konusu
"Kimi ölümler sadece birini almaz, yıllardır susulmuş ne varsa ardından sürükler."
Efsanevi sanatçı Afet hanımın torunu Nurperi, anannesi hastaneye kaldırıldığında ailesinin geçmişiyle hesaplaşması başlar. Nurperi verdiği kaybın ağırlığı yetmez gibi, anannesinin dünya çapında tanınmasına rağmen kalabalıklar içerisinde yaşadığı yalnızlığı ve annesinin sevgisiz geçen çocukluğuyla yüzleşir. Aşkla geçen yıllar sonrasında bir anda tepetaklak olan evliliği de eklenince genç kadın için dönüm noktası yaşanıyor diyebilirim. Neler yaşandığı ise okuyanlara sürpriz olsun. :)
~~~~
“Bazen biri hayatından çıkar, oh dersin, bu ne ferahlık!”
~~~~
Merhabalar!
Uzunca bir aradan sonra 2026 yılının ilk kitabıyla geri döndüm. :)
Herkese mutlu, sağlıklı ve huzurlu bir yıl dilerim. Umarım görüşmediğimiz sürede iyisinizdir ve her şey yolundadır. 
Önden Üç Bilet, instagramda dahil olduğum bir okuma grubuyla okuduğum bir kitap. 
Hikayeyi Nurperi'nin bakış açısından okuyoruz. Afet hanımın aniden hastaneye kaldırılmasıyla olaylar başlıyor. 3 kadının zorunlu olarak bir araya geldiği hastane odası geçmişe yolculuk yaptıkları bir araca dönüyor. Ülkede tanınan ve sevilen Afet hanımın gençlik yıllarında yaşadıkları, aşk ve ihtiras, rekabetler eşliğinde ışıltılı geçen hayatı. Kızının sevgisiz büyümesi sonucu yaşadığı psikolojik bunalımlar ve bunu kendi kızı Nurperi'ye aşırı ilgi olarak yansıtması, aile bağlarının etkisini başarılı bir şekilde yansıtmıştı bence. Nurperi'nin bebeğini kaybetmesi, tüp bebek ile ilgili kısımlar ve özellikle taksiciyle olan diyaloğu beni çok duygulandırdı.
 Yorumlarımı takip ediyorsanız geçmiş/günümüz şeklinde kurgulanan kitapları sevdiğimi biliyorsunuzdur. :)
Önden Üç Bilet kitabı da bu tarz bir kurguya sahip olunca keyifle okudum. Ayrıca yazar hayatın içerisinden olayları kitabın içerisinde başarılı bir şekilde ele aldığı için sayfa sayısı kısa da olsa dolu dolu bir okuma hissi veriyor. Benim gibi bu tür kurguları sevenlere tavsiye edebilirim.

~~~~
"Bazen hayatın bize vermedikleri, verdiklerinden çok daha değerlidir. Kötü olacağına eksik olsun. Bunu unutmaman dileğiyle..."

**
Kendi evinde hiç yokmuş, hatta hiç olmamış gibi yaşamak insanın ruhunu ne kadar derin keser?
**
“Bilmek iyi değil her zaman. Daha çok üzebilir insanı. Değiştirebilir... Bilmemek de iyidir.”



KİTABIN KÜNYESİ 
Yazar: Gülsel Ceren Güneş 
Yayınevi: Doğan Solibri 
Sayfa Sayısı: 152 
Baskı tarihi: Eylül 2025


"Ne kadar acı çektiğimi söyleyememenin adaletsizliğiyle her gece ağlamıştım. O zamanlar ben de senin gibi tükenmiş bir halde kendimi sandalyeye bırakıp saatlerin akıp gitmesine izin verseydim ne olurdu diye düşünüyorum. Belki de gözyaşlarım daha çabuk dinerdi. Ben çok ağladım. Ağlamak istediğinde ağlaman lazım. Yüreğin ağlıyorsa, sen de ağlamalısın. Böyle böyle yavaşça iyileşiyor insan."


 Hyunam-Dong Kitabevi Konusu

Youngju her şeyi doğru yapmıştır; üniversiteye gitmiş, düzgün bir adamla evlenmiş, saygın bir işe girmiştir. Sonra bir anda her şey altüst olur. Tükenmişlik hissiyle eski hayatını terk eder, zirvedeki kariyerini bırakır, kocasından boşanır ve hayalinin peşinden gider. Bir kitapçı dükkânı açar...

Youngju ve müşterileri, Seul’ün şirin bir mahallesinde kitapların arasına sığınırlar. Yalnız bir baristadan evli ama mutsuz bir ev hanımına ve Youngju’da özel bir şeyler olduğunu gören yazara kadar hepsinin geçmişinde hayal kırıklıkları vardır. Hyunam-Dong Kitabevi zamanla onların, hayatı nasıl yaşamaları gerektiğini öğrendiği yer haline gelir. (Tanıtım Bülteninden)

~~~~

Ortaokulda ne zaman fırsatını bulsa kendini okumaya verirdi. İşleri başından aşkın anne babası, evin bir köşesine kıvrılmış kitap okuyan kızlarını kendi haline bırakırlardı. Youngju evdeki tüm romanları yalayıp yuttuktan sonra kütüphaneye gitmeye başlamıştı, kitaplar ona büyük bir haz veriyordu. Özellikle roman okurken aniden kendini başka bir evrende buluyor, içi kıpır kıpır oluyordu. O evrenden çıkıp gerçek hayata döndüğü anda tatlı bir rüyadan uyanmışçasına içi sızlıyor ancak bu üzüntü uzun sürmüyordu. Çünkü kitabın kapağını açtığı anda tekrar o büyülü dünyanın içine adım atabiliyordu.

~~~~
Merhabalar ^^
Bugün çoğu kitap kurdunun hayali olan bir durumu gerçekleştirmeyi başarmış Youngju'nun hikayesini konu alan Hyunam-Dong Kitabevi kitabından bahsedeceğim. 
Kitap okumayı hayatının bir parçası olarak gören biz okurların bir kitabevi kurarak hayatını kitapların içerisinde geçirme hayali olmuştur, en azından benim var. :)
Hyunam-Dong Kitabevi'nin sahibesi Youngju, bu hayali gerçekleştirmek için adım atan genç bir kadın. Kitabevini açmak kolay gibi görünse de onu ayakta tutmak zorlu bir süreç. Youngju'nun bu süreçte yaşadıklarını ve çabasına şahit olurken, ek olarak kitabevinde çalışan baristanın, devamlı müşterilerinin ve hatta etkinlik için davet ettikleri yazarın bile hayatına dair detayları okuyoruz. 
Kitaba başlarken aklımdaki düşünce beni yormayan, tatlı anlara şahitlik  ederken bana huzurlu hissettirecek bir oturuşta bitecek okuma olacağıydı fakat bambaşka bir okuma serüveni beni bekliyordu. :)
 Ülke ya da millet fark etmeksizin daha küçük yaşta, okul sıralarında başlayan hayat mücadelemiz, daha iyisi daha güzeli olsun diye verdiğimiz çabalara rağmen yaşadığımız hayal kırıklıkları, hayatın iniş-çıkışlı durumlarını kısa ama net  şekilde ifade eden dolu dolu bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Her bölümde karakterlerin hayatlarına dair detayları paylaşırken kendi hayatımdan bir şeyler bulduğum, beni düşündüren/sorgulatan ve hatta farklı bir bakış açısı kazandıran bir okuma oldu. Hatta bazı bölümlerde sindirebilmek için birden fazla kez okuduğum ve altını çizdiğim onlarca satır oldu. 
Karakterlerin her birinden bahsetmek isterim aslında ama detaylı olarak anlatırsam kitabın havasının bozulacağını düşünüyorum, bu sebeple detaylara girmeyeceğim. Fakat şunu söyleyebilirim ki her karakterden ufak da olsa bir şeyler öğrendim, bazılarını kendime benzettim. Sizlerin de okurken benim gibi hissedeceğinizi düşünüyorum. :)
Kitabevi kurma hayaliniz varsa, kendinizi tükenmiş ve yalnız hissediyorsanız veya sıcak bir kitabevi atmosferinde neler yaşandığını merak ediyorsanız Hyunam-Dong Kitabevi'ni okumanızı tavsiye ederim. ♥
~~~~
Kitap okumak ve kahve yapmak birçok yönden benziyordu; herkes kolayca başlayabilir, üzerine yoğunlaştıkça kapılıp gidebilir, bir kez kapılınca kolay kolay uzaklaşamaz ve gittikçe daha fazla incelik göstermek gerekirdi. Yani okumanın ve kahvenin kalitesini belirleyen şey, ince nüansları anlamaktan geçiyordu. Özünde okuyucular ve baristalar, kitap okuma ve kahve hazırlamanın kendi halinden keyif alıyordu.

~~~~
"Müzikte ahengin kulağa hoş gelebilmesi için öncesinde ahenksizlik olmalıymış. Bu sebeple müzikte ahenk ve ahenksizliğin bir arada var olması gerekiyormuş. Yaşamımızın da müzik gibi olduğunu söylüyor. Uyumdan önce uyumsuzluk olduğu için hayatlarımızın güzelliğini hissedebiliyormuşuz."
~~~~
“ Zamanımızın oldukça önemli bölümünü çalışarak, çalışarak tükettiğimiz gücü geri toplayarak veya iş bulmak, işe hazırlanmak ve tutunmak adına gerekli olan binlerce mecburi görevle meşgul olarak harcadığımızı göz önünde bulundurunca, vaktimizin ne kadarının gerçekten bize ait olduğunu söylemek giderek zorlaşıyor.”
~~~~

KİTABIN KÜNYESİ
Orijinal Adı: 어서 오세요, 휴남동 서점입니다 (Eoseo oseyo, Hyunamdong seojeobimnida)
Yazar: Hwang Bo-reum
Çevirmen: Nilay Özeser
Yayınevi: Athica
Sayfa Sayısı: 288
Baskı tarihi: Ocak 2024

 


Gerçek dünyada, iplerimizi bizden çok daha büyük güçler oynatır. Hayatta kalmak bu güçlere ne zaman boyun eğmen gerektiğini bilmene bağlıdır.
~~~~
Şöhret ve Duman Konusu
Winter Young, dünyaca ünlü genç bir pop yıldızı. Dünyanın dört bir yanında verdiği konserlerde stadyumları tıklım tıklım dolduruyor ve rekor üzerine rekor kırıyor. 
Sydney Cossette, gizli bir ekipte ajan. Ekibin en genç üyesi olsa da soğukkanlılığı ve zekasıyla başarısını kanıtlıyor. 
Bu ikilinin bir araya gelme sebebi ise ünlü bir mafya babasının Winter hayranı kızının doğum günü organizasyonu. Mafya babası kızına doğum günü hediyesi olarak Winter Young konseri organize eder. Winter ise sadece sanatçı olarak değil de Sydney ile birlikte örgütün içine sızma görevini üstlenerek macera dolu bir yolculuğa atılır.

~~~~
"Biraz Güneş ve Ay'a benziyoruz, değil mi? Asla ayrı anda gökyüzünde değiliz."
~~~~
Merhabalar ^^
Bugün Efsane serisi ile ünlenen ve birçok kitabı dilimize çevrilen Marie Lu'dan yeni serisine ismini veren ilk kitap Şöhret ve Duman kitabıyla geldim.
Kitabımız pop yıldızı Winter Young'ın büyük bir konseri sonrasında kaçırılmasıyla başlıyor. Panesa isimli gizli örgüt tarafından kaçırılıyor ve bir görev teklif ediliyor. Winter, ilk olarak durumu algılayamasa da öğrendiği bazı bilgilerden sonra bu görevi kabul eder ve maceramız başlar.
Panesa ajanlarından Sydney, Winter'ın koruması olarak görev yapmaya başlar ve böylece ikilinin gizli görevi için ilk adım atılır. Doğum günü kutlaması bahanesiyle mafyanın içine sızarak edindikleri bilgilerle onu alt etmeyi planlamışlardır. Başlarda hiç anlaşamayan ikili sürekli atışsa da birlikte zaman geçirdikçe aralarında bir çekim oluşur. 
İkili görevinde başarılı olacak mı?
Aralarındaki çekim bir ilişkiye dönüşecek mi?
vb birçok soruya cevap aradığımız aksiyonlu ve romantik bir kurgu. 
Winter karakteri, şöhretin arka planında yaşananları yansıtıyor. Binlerce hayranla çevrili olsa da yaşadığı yalnızlık, ailesiyle olan ilişkisi, verdiği kayıplar sebebiyle hüzünlü tarafı...
Sydney ise tabiri caizse hayatın sillesini yemiş, tek başına bir savaş veren güçlü, genç bir kadın.

Şöhret ve Duman, Marie Lu'nun kalemiyle tanışma kitabım oldu. Karakterlerin ruhsal durumunu ve hayatlarına dair detayları başarıyla yansıttığını düşünüyorum. Akıcı anlatımı sayesinde de kısa bir sürede kendisine bağlıyor. Olay örgüsünün merak uyandırıcı etkisini de ekleyince satırlar akıp gidiyor.  Benim kişisel yoğunluklarımdan dolayı okuma sürem uzamış olsa da vakti olanların kısa bir süre içerisinde okuyup bitireceği türde bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Sonunda olaylar bir şekilde çözüme kavuşsa da serinin devam kitabında ikili neler yaşayacak merak etmeye başladım bile. Umarım en kısa zamanda Icon and Inferno da dilimize çevirilir. ^^
Genç yetişkin türünü seviyorsanız Şöhret ve Duman kitabına şans verebilirsiniz. ♥

~~~~

KİTABIN KÜNYESİ 
Orijinal Adı: Stars and Smoke 
Yazar: Marie Lu 
Çevirmen: Onat Özyılmaz 
Yayınevi: Yabancı Yayınları 
Sayfa Sayısı: 360 
Baskı tarihi: Mart 2025

 


“Çünkü bütün bunlar saçmalık ve kimse gerçekten değişemez! Hayatımın içinde sıkışıp kaldım! Ben de daha iyi, güvenli, sabırlı bir insan olmak isterdim…Ama öyle değilim ve olmak istediğim kadınla olduğum kadın arasındaki uçurumu görmek beni daha da bunalıma sokuyor!”
~~~~
Mutluluğa Giden Yol Çakıl Taşlarıyla Doludur Konusu
Lisa, 4 çocuğunun, evdeki ve işindeki sorumlulukları arasında sıkışıp kalmış bir kadın. Bu yüklerin altında ezilmeye başlayan genç kadın, eşiyle ve çocuklarıyla keyifli anlar geçirerek mutlu olmak ve bunalım halinden kurtulmak ister. Her yerde reklamlarını gördüğü ve “Mutsuz mu hissediyorsunuz? Hayatınızda anlam mı arıyorsunuz? Mükemmel bir fiziğe ve ruhsal sağlığa mı sahip olmak istiyorsunuz? Öyleyse hemen kaydolun!” sloganıyla dikkat çeken "Mutluluğa Giden Yol" isimli kişisel gelişim seminerine kaydolur. Bu seminer ona günlük talimatlar vererek küçük değişikliklerle hayatını iyi yönde evrilmesini sağlamayı amaçlar.
Kitabımız, Lisa'nın bu seminer boyunca neler yaşadığını, hayalini kurduğu hayat düzenine kavuşup kavuşamayacağını konu alıyor.
~~~~

Sadece amacımıza ulaştığımız zaman değil, yol boyu gerçekleştirdiklerimizden de gurur duymalı ve bunun için kendimizi kutlamalıyız. Bu nedenle kendimize bir hedef belirlerken onu aşamalara bölmeliyiz ve geçtiğimiz her aşamada kendimizi ödüllendirmeliyiz.
~~~~
Merhabalar,
Yine bir pazar günü geldi ve ben okuduğum bir kitabı sizlerle paylaşma isteğiyle bilgisayarımın başına oturdum. :)
İsmi biraz uzun olsa da kitabın içeriğini açık bir şekilde yansıtıyor, Mutluluğa Giden Yol Çakıl Taşlarıyla Doludur.
Lisa, bir şirkette insan kaynakları müdürü. Aynı zamanda evli ve 4 erkek çocuğu annesi. Eşini ve çocuklarını çok seviyor olsa da sorumlulukları altında boğulduğunu hissetmeye başlıyor. Eşi sürekli meşguliyetini dile getirerek evdeki ve çocuklarına ilişkin tüm görevleri Lisa'nın omuzlarına yükler. 
Bunun üzerine bir de işyerindeki yöneticisi emekli olup yerine gelen yeni yönetici nefret ettiği biri olunca genç kadın tabiri caizse patlama noktasına gelir. Buna bir dur demek adına kişisel gelişim seminerine kaydolur. Bu seminerde ona günlük talimatlar verilerek hayatında küçük değişikliklerle mutluluk yolculuğuna başladığı söylenir. 
İşiyle ilgili adımlar atarak, kendisine zaman ayırıp, doğum sonrasında kalan ve vermek istediği kilolar için sağlıklı yaşama merhaba diyerek yolculuğa başlar. Fakat bu yolculuk gerçekten de çakıl taşlarıyla doludur. Verdiği kayıplarla, yolda edindiği yeni dostluklar ve tecrübelerle ikinci hayatına emin adımlarla ilerler. Sonunda ne oldu derseniz o da sürpriz olsun değil mi ama? :)
Yan Pasaj Yayınevi'nin kitaplarını ne kadar sevdiğimi sıkça dile getiriyorum ama yine söylemeden edemeyeceğim. :)
Hayatın içinden konuları, kişisel gelişim türü olarak ama emrivaki dille(şunu yap-böyle yapma tarzında) değil de bir karakterin hayatı üzerinden, okuyucunun kendisinden bir şeyler bulabileceği şekilde işlemesi hoşuma gidiyor. Bu şekilde daha etkileyici olduğunu düşünüyorum. Kadın olarak evdeki tüm işler sanki onun yapması zorunluğu varmış gibi Lisa'ya bırakılması, işyerinde kadın olduğu için yaşadığı mobbingler.. Maalesef ki hayatın içinde karşılaştığımız durumlar.
Bu durumlarla nasıl başa çıkabiliriz, neler yapmalıyız gibi konulardaki yönlendirmelerden faydalanabileceğinizi düşünüyorum. 
Benim gibi roman türü içerisinde aktarılan kişisel gelişim okumayı seviyorsanız Mutluluğa Giden Yol Çakıl Taşlarıyla Doludur kitabına şans verebilirsiniz. ♥


KİTABIN KÜNYESİ
Orijinal Adı:
Le chemin du bonheur est parsemé de cailloux (et de crottes de chien)
Yazar: Shelley Greiver
Çevirmen: Gülşah Ercenk
Yayınevi: Yan Pasaj
Sayfa Sayısı: 338
Baskı tarihi: 10.04.2025

 


"Bazıları yaşarken, bazıları ölürken hatırlanır..."

~~~~

Arden Kitabının Konusu

Doğu Avrupa’nın yeraltı dünyasında yaşanan hareketlilikler esnasında Romanya’nın ünlü iki ailesi arasındaki gerilim zirveye çıkmıştır. 

 Karnovic ailesi ve Valestri ailesi… 

 Karnoviclerin genç lideri Drogo, bir suikast girişiminden, o sırada aynı mekânda bulunan Edna isimli genç bir kadın sayesinde şans eseri kurtulur. 

 Bir resim sergisi açmak için ülkeye gelen genç kadın, bu olayın ardından Drogo’nun güvenini kazanıp Karnovic ailesinin malikânesinde yaşamaya başlar. Drogo’nun tahsis ettiği resim atölyesinde çizimlerine devam ederken birinin radarına yakalanır: Drogo’nun en yakın arkadaşı ve sağkolu olan Jan. Jan, kadının yalnızca resim yapmaya gelmediğini kısa sürede fark eder. Çünkü kadının sessiz duruşunda bir tehdit, bakışlarında anlatılamayan bir geçmiş gizlidir. 

 Birbirini yok etmeye kararlı iki ailenin mücadelesi devam ederken, onlar hakkındaki sırların deşifre edilmesi için istihbarat teşkilatları da kendi mücadelelerini gizlilikle sürdürmektedir. 

 Çok satan Tünelden Önceki Beyaz Ev serisinin evreninde, geçmiş ile gelecek arasındaki köprü Arden’in yeni maceralarıyla kuruluyor…(Tanıtım Bülteninden)



Merhabalar,
Ona Kadar Say ve Kardan Adamın Külleri kitaplarını severek okuduğum Işıl Işık'ın yeni kitabı Arden'i de okuyup bitirdim. Biraz bahsetmek için geldim. :)
Arden, yazarın Tünelden Önceki Beyaz Ev serisinin öncesinde yaşananları konu alıyor diye öğrendim, çünkü henüz seriyi okuma fırsatım olmadı. ^^
Karakterimiz Arden, ama görevi icabı onu Edna olarak tanıyacağız. Edna, gizli bir istihbarat ajanıdır. Romanya'nın iki köklü ailesi Karnovicler ve Valestriler arasındaki güç savaşı zirveye çıkmışken, görevi gereği bu ailelerden birinin içine sızarak istihbaratın ondan istediği bilgileri elde etmesi gerekmektedir. Drogo'ya yapılan suikastı engelleyerek bu görev için ilk adımını atar ve heyecan dolu maceramız başlar.
Edna, görevinde başarılı olabilecek mi?
Drogo, Edna'nın ajan olduğunu anlayacak mı?
Aileler arasındaki güç savaşının galibi kim olacak?
Gibi birçok sorunun yanıtını ararken merak ve heyecanla sayfaları çevireceğiniz bir kitap.
Buradan sonrası birazcık spoiler içerebilir. ^^
 Edna'nın Drogo'yu kurtarması ve sonrasındaki hamleleri gizemli bir havada ilerliyor. Bu planları ne için yaptığını, kimin için çalıştığını merak ederek okudum. Üyesi olduğu istihbarat hakkındaki bilgilerin aktarıldığı bölüme gelince yazarımızın kurgu yeteneğine bir kez daha hayran kaldım. Plazadaki ajan grupları, verilen eğitimler ve birçok başka detay, ne kadar incelikli düşünerek kurgulandığını ortaya koyuyor. 
Mafyaların çatışması, yapılan saldırı planları vs oldukça heyecanlıydı. Bunlara ek olarak Drogo ve Edna arasındaki duygusal çekim, romantik sever yanıma iyi geldi. ^^
Edna başarılı ve zeki bir ajan olsa da Drogo'nun mafya veliahtı olduğunu unutmuşçasına zekasını biraz hafife aldığını düşünüyorum.
Drogo ise mafya olmak için fazla iyimser bir karakter gibi  hissettirdi. Ya da bunlar onun maskesiydi? :)
Ters köşeleri ile şaşırtarak, tam çözüme ulaştığımızı düşündüğümüz noktada ise yazarımız macera yeni başlıyor diyerek kitabı sonlandırmış. Ve instagram yaptığı açıklamaya göre Arden'in 4 kitaplık seri olması planlanıyormuş.
Devamında neler olacak, Arden neler yaşayacak ve biz hangi olaylara şahitlik edeceğiz merakla bekliyorum. ^^
***
Siz Arden'i ya da Işıl Işık'ın diğer kitaplarını okudunuz mu?
Favori kitabınız hangisi? 


KİTABIN KÜNYESİ
Adı:
Arden
Yazar: Işıl Işık
Yayınevi: Artemis Yayınları
Sayfa Sayısı: 376
Baskı tarihi: 2025

 


“Senin hiçbir şey yapmana gerek yok Mimoza Tanesi,” dedi can alıcı bir özgüvenle. “Sen kendini Rüzgar’a bırak, yeter.”


Bir Mimoza Masalı Konusu

Liza ve Poyraz, aynı mahallede yaşayan ve aynı okulda okuyan iki genç. İkili arasında başlayan aşk, Mimoza ve Rüzgar'ın masalı olarak devam eder. Fakat kaderin onlar için acı sürprizi vardır. Aşıklardan birini dünyanın bir ucuna savurur. Geride kalan Poyraz adeta bir enkaz gibi hayata tutunmaya çalışırken, gitmek zorunda kalan Liza pişmanlıklarıyla boğuşur.

Aradan geçen yıllar sonra gelen bir telefon, masal gibi aşkın acı çeken ikilisini bir araya getirecektir. Peki Mimoza ve Rüzgar'ın aşkı küllerinden yeniden doğacak mı?

Cevabı Bir Mimoza Masalı kitabında. :)

~~~~

"Günlerce, haftalarca, aylarca hatta yıllarca sadece bakmakla yetinirsin. Kırmaktan, küstürmekten korkarsın. Çünkü o Mimozaʼydı çünkü Mimoza Rüzgâr’ı sevmez," dedi hüzün gözlerini perde gibi örterken, o hüzün usulca kalbime kurulurken. "Hoşlanmaz Rüzgâr'dan," diye ekledi kısılan sesiyle. O güçlü, kararlı, kendinden emin sesi yoktu artık. "Ama yine de vazgeçmezsin, yine de seversin, Bir umut, sadece bir umut kırıntısı için beklersin. Çünkü Mimozaʼydı o, beklemeye değerdi."


Merhabalar,
Ufak bir kayboluşun ardından geri geldim. :)
Buralarda olmadığım süreçte okuduğum kitaplardan Bir Mimoza Masalı kitabıyla dönüş yapıyorum. ^^
Haziran ayında çok güzel bir lansman ile tatlı yazarı ile tanışma imkanı da bulduğum bu kitabı Temmuz ayında okuyup bitirdim. İlk olarak kitabın kapağı, yan boyaması, içerisinde bulunan çizimler, ayraçları, karakter kartları vb. detaylarından bahsetmek istiyorum. Öyle özenli ve güzellerdi ki kitaba başlamadan önce bu detaylarla aşk yaşadım desem abartmış olmam. ♥
Gelelim kitaba, Liza ve Poyraz lisede aynı sınıfta okuyan iki genç. Poyraz, güzel kızımıza tutulmuş ama Liza'nın bu aşkın farkına varması biraz zaman alıyor ve sonrasında masalsı aşk başlıyor. Rüzgar'ın Mimoza'sını nasıl güzel sevdiğine şahitlik etmeye başladığımız an, adeta hayatın acı yüzüyle karşılaşıyoruz. Liza'nın ebeveyn demeye dilinizin varmayacağı gaddarlıktaki anne-babasının genç kıza yaşattıklarını okumak insanın yüreğini dağlıyor. Tahmin edeceğiniz üzere, bu insanlar yüzünden iki genç aşık birbirlerinden koparılıyor. İkisi için zorlu geçen yıllar sonunda aniden gelişen bir durum sonucu, aralarındaki fiziksel mesafe ortadan kalkıyor ama kalplerindeki kırıklıkları düzeltebilecekler mi konusu biraz düşündürücü. :)
Kitabın eğlence unsuru, Liza'nın çılgın arkadaşı ve onun deyimiyle çatlak kurabiye, Leyla'dan bahsetmeden olmaz. Karşısındaki kişi kim olursa olsun lafını sakınmayan halleri, bazen patavatsızlığı ve Yağız ile atışmalarını okumak beni epey eğlendirdi. 
Kitaba adını da veren Mimoza çiçeği detayı içeriğinde de sıkça geçtiğinden zaman zaman kokusu burnuma geliyor gibi hissettim, bazen de bahsedilen o bahçeyi gerçekte görebilsem diye düşündüğüm oldu.
Bir Mimoza Masalı, genel anlamda romantik/dram gibi görünse de dostluk, şiddet/kadına şiddet, istismar gibi derinlikli konuları da içeriyor. Bu anlamda yazarın hassasiyeti beni çok etkiledi. Anlatım tarzını da çok sevdim, sade ve akıcı oluşuyla 480 sayfa nasıl bitti anlamadım bile. :)
Hikayenin devamında neler olacak merakla bekliyorum.
Genç yetişkin türde okuma yapmayı seviyorsanız Bir Mimoza Masalı kitabını tavsiye ederim. ♥

 


“Gerçekte hepimiz ölüyoruz,” dedi Jeppe. 
“Evet ama ölümsüz olduğumuzu sanıyoruz. O yüzden tüm o anlamsız şeyleri yapıyoruz, bir şekilde ölümü kontrol ettiğimizi düşünüyoruz. Ama o son tarih geldiğinde hayat tamamen saçma oluyor. Özellikle de acı çekiyorsan.”

Tapınak Kitabının Konusu
Kopenhag serisinin 4. ve son kitabı Tapınak, dedektiflerimiz Jeppe ve Anette'nin yeni görevini konu alıyor. 
Kitap vahşi bir şekilde işlenen bir cinayet ile başlıyor. Kurbanın bir yarısı bavul içinde çocuk parkına bırakıldığında dedektiflerimizin mesaisi başlar. Anette Werner, sırlarla dolu bu vahşi cinayeti çözme görevini üstlenir.
Jeppe ise geçmişin yaralarını sarmak için mesleğine ara vererek Bornholm adasına taşınır ve burada kereste fabrikasında çalışmaya başlar. Adanın sakinliğinin kendisine iyi geleceğini düşünürken, ortağının yardım çağrısıyla kendisini cinayet vakasının ortasında buluverir.
Katil kim ve bu vahşi cinayeti neden işledi?
Kimliği belirsiz maktülün kim olduğu bulunabilecek mi?
Kopenhag'dan Bornholm adasına uzanan olaylar silsilesinde neler neler gün yüzüne çıkacak.. 

~~~~

"Tekbenciliğin ne anlama geldiğini biliyor musun?" diye sordu Orla.
"Yalnız olmakla ilgili bir şey mi?" Jeppe kitap sayfasından başını kaldırdı.
"Tekbencilik, kişinin gerçekten var olduğundan emin olabileceği tek şeyin kendi benliği olduğu tezidir. Geri kalan her şey kişinin kendi hayal gücünün, uzaylıların veya zombilerin ürünü olabilir. Sadece kendinin var olduğundan emin olabilirsin."
"Anladım..."
Jeppe okumaya devam edecekken Orla konuşmayı sürdürdü.
"Fakat bir insanın kendi evrenindeki güneş olduğuna ve başkaları olmadan kendi başına idare edebileceğine inanmak benmerkezciliğin son noktasıdır." Orla kendi kendine başını salladı. "Başkaları olmadan kimse idare edemez, Jeppe. Uzun vadede değil"
~~~~
Mutlu akşamlar blog arkadaşlarım.
Bugün Kopenhag serisinin veda kitabıyla geldim. Seriye ortadan başladığım için veda ediyor sayılmam aslında ama sıralama olarak Tapınak serinin son kitabı.
Rıhtım kitabında yaşanan bazı olaylardan dolayı Jeppe'nin Kopenhag'dan uzaklaşma kararı aldığını öğreniyoruz. Burada ada halkı gibi sıradan bir hayat sürmeyi denese de eski ekip arkadaşının yardım çağrısını geri çeviremez ve kendisini olayların içerisinde bulur. 
Bir diğer karakterimiz ise Esther. Yaşadığı kayıp sonrası kendini boşlukta hisseden Esther, Margrethe Dybris’in biyografisini  yazmaya karar verir. Kitabı yazabilmek için Bornholm adasına yolu düşen kadında kendisini olaylara bir ucundan dahil olmuş olarak bulur. 
Tapınak kitabını okurken sürekli olarak vahşice katledilen kişinin kim olduğu, cinayet sebebi ve katilin kim olduğu konusunda soru işaretleri oldu. Kayıp olduğu bildirilen kişiler ve neden öldürülebilecekleri konusunda dedektiflerle birlikte beyin fırtınası yaparken buluyor insan kendini.
Diğer yandan Esther'in Margrethe Dybris'in mektuplarını okuyarak biyografisini yazmaya çalıştığı bölümler ayrıca ilgili çekiciydi. Geçmişe dair şeyler okumayı ve mektup detaylarını seven biri olarak kitaba olan merakımı arttıran detaylardı.
Kişisel yoğunluklarımdan dolayı okuma süremin uzaması bazı noktalarda kitaba olan odağımı kaybetmeme sebep olsa da genel olarak gerilim ve merak duygularını hissettiren, ters köşeler ve sürpriz detayları ile heyecanlı bir okuma süreci yaşattığını söyleyebilirim. 
Polisiye türüne ilginiz var ise Kopenhag serisine şans verebilirsiniz.

~~~~

KİTABIN KÜNYESİ
Özgün Adı:
The Harbor
Yazar: Katrine Engberg
Çevirmen: Çiğdem Köfüncü
Yayınevi: The Kitap
Sayfa Sayısı: 344
Baskı tarihi: Aralık 2023