[go: up one dir, main page]

19 Ocak 2026 Pazartesi

"Dünyaylılar"dan



Yatar pozisyondaki uzaylı ağır hareketlerle doğruldu. Kızıl, mavi, beyaz renklerinin tüm tonlarının birbirinin içinde kaynaştığı uzun saçlarını, altın sarısı gözlerinin önünden çekti. İnce uzun parmakları becerikli ve zarifti. İzledikleri videodaki gibi ama bu defa gözlerinin kameraya değil Can'a odaklayarak, "Merhaba," dedi.

"Merhaba," diye yanıt verdi Can. Tüm meslek hayatında gözlemlediği hiç kimseye Türkçe "merhaba" dememişti. Bir an bakışları uzaylının yüzünde kaybolsa da aklındaki ilk soruyu sorabildi:

"Rahat mısınız?" Uzaylının onu anlayıp anlamadığını kestirmek için geniş alnı ve uzun ince burnuyla bir büstü andıran yüzüne baktı. Sorusunu açmak için ekledi: "Bedeniniz rahat mı? Fazla ya da eksik olan bir şey var mı burada?"

Uzaylı yine ağır hareketlerle seydeden indi. İki metre civarındaki boyuyla Can'ın önüne dikildi. Can, sandalyenin kolların sıkıca kavrayarak korkusunu bastırmaya çalıştı. Odanın aynasının arkasında görüşmeyi izlediğini tahmin ettiği Recep'in ani bir hareketini yanlış yorumlayıp uzaylının vurulması emrini vermesinden daha çok korkuyordu. Aynaya doğru "her şey yolunda" anlamında bir el hareketi yaptı.

Uzaylı uzun kollarını gererek derin bir nefes aldı, "Hava iyi," dedi. Sedyenin yanındaki ayaklı metal raftaki cam sürahiyi kafasına dikti, "Su iyi," dedi. İnce parmaklarını iri yuvarlak gözlerine siper ederek çevresine bakındı, "Işık iyi," dedi. Aynaya yaklaştı, Can yerinden fırlamamak için kendini zor zaptetti, telaşla aynanın ardındakilere sakin olmalarını işaret etti. Uzaylı gözlerini yumarak aynaya yüzünü yaslayıp iki eliyle dokundu, "Dokunmak iyi," dedi. Gözlerini açmadan Can'dan yana döndü, birkaç saniye çıt çıkmayan odayı dinledi, dolgun dudakları gerildi "Sesler... Uğultu..." dedi. Saçlarını narin kulaklarının üzerini kaplayacak şekilde attı. İşaret parmağını Can'a doğru uzattı, göz kapaklarını araladı ve "Sen, rahat mısın?" diye sordu.

Can rahat olmadığından emindi. Uzaylının zarif bir esneklikle yeniden sedyenin üzerine yerleşmesini izlerken kısaca, "Evet, teşekkür ederim. Biraz heyecanlıyım sadece," demekle yetindi. "Bir şeye ihtiyacınız olursa söyleyin lütfen," diye ekledi.

Uzaylının gülümsemesiyle bir sıra bembeyaz düzgün diş ortaya çıktı. Neşeli, neredeyse cıvıldayan bir sesle, "Yeni Yuva. Vardık sonunda." Bir an uygun kelimeyi arar gibi düşündü, "Ulu Kayıt haklı çıktı. Yeni Yuva. Gezegen güzel." Gözlerinin altın sarısı, yeşim rengine döndü. Can!a yakınlaşarak bu defa yeşil gözbebekleriyle odaklandı: "Yeni Yuva. Bu dünya, çok güzel, büyük bir dünya."

Can'ın aklına, "Evet, büyük," demek dışında bir şey gelmedi. Merakla yüzünü süzen uzaylıya, "Nereden geldiniz?" diye sordu.

Uzaylı, odanın kuzeye denk gelen tarafını göstererek, "Gemiden," dedi.

Can, "Hangi gezegenden, hangi dünyadan?" diyerek açtı sorusunu.

"Gaika. Yuva demek. ben hiç görmedim. Hiçbirimiz gömedik. Yüzlerce kuşaktır gemideyiz. Gaika'dan gemiye bindik, Gaikana'ya Yeni Yuva'ya geldik."


- Özgür Mumcu

April Yayıncılık 

18 Ocak 2026 Pazar

pina bausch arşivim 01: für die kinder von gestern, heute und morgen, 18-19 ocak 2014




"für die kinder von gestern, heute und morgen" pina bausch'un en merak ettiğim işlerinden biriydi. 2013'ün son üç ayında bir araştırma projesi vesilesiyle köln'de kalmıştım ve wuppertal'e bol bol gidip tanztheater wuppertal pina bausch'un 40. yıl kutlamalarında sahnelenen bir sürü işi seyretmiş, bir sürü etkinliği takip etmiştim. ama tabii, benim gibi bir konuda iflah olmaz bir hayransanız, hatta takıntılıysanız yetinmezsiniz. araştırma projesiyle ilgili tamamlanması gereken bir ksımın kalmış olmasını da bahane ederek 2014'ün hemen başında dokuz günlüğüne tekrar almanya'ya gittim. bu sefer wuppertal'de kaldım ve dokuz günün ilk ikisinin akşamında "für die kinder von gestern, heute und morgen"ı seyrettim. 

iki akşamdan birinde balkonun birinci sırasındaydım. yanımda, bir-iki arkadaşıyla birlikte çok hoş bir genç adam oturuyordu. bir yandan sahneyi seyrediyor, bir yandan da göz ucuyla genç adamı takip etmeye çalışıyordum. gösteri bitip dansçılar selama çıktıklarında yanımdaki genç adam sahnedeki clementine deluy'la selamlaştı.o genç adamı bir sonraki wuppertal seferimde, 2017'de sahnedeki dansçıların arasında gördüm: çağdaş ermiş. topluluğun şimdiye kadarki tek türk asıllı dansçısı olan ermiş 2014'ün ilerleyen aylarında topluluğa katılmış meğerse. daha sonraki yıllarda onu bir çok defa daha sahnede seyrettim. ermiş geçen yıl topluluktan ayrıldı.


















bu akşam berlin schiller tiyatrosu'nda: don giovanni/requiem