12 Aralık 2013
04 Kasım 2013
Kış Öncesi
Kış geldi gelecek hazırlıkları tamamlayalım derken, hazırlıklar biteli uzun süre oldu ama daha soğuklar gelmedi.
Hazırlıkları bitirdikten sonra uzun süredir de arılara bakamadım.
Nasıl olsa yanındayım ya... :)
Bir süre önce Bursa Arı Yetiştiricileri Birliğinden istifa edip, Yalova Arı Yetiştiricileri Birliğine kayıt olmuştum.
Yalova Arı Yetiştiricileri Birliği üyelerine tabela yaptırıyor, sağ olsunlar benim tabelamı da yaptırmışlar.
Kovan girişlerini daraltmıştım, hava daha soğumadı ama girişler yağmaya karşı arısakızı (propolis) ile iyice daraltılmış.
Arı nüfusu iyi olan bir kovan.
Bu da 3 çerçeveye sıkıştırılmış arı. Arılıkta numune olarak duruyor.
3 çerçevelik arıları, 2 bölme tahtası ile kovan giriş deliğinin karşısına konumlandırıyorum. Kovan giriş deliğini de iyice daraltıyorum.
Ana arı çiftleştirme kutularındaki arılar da kışa hazırlar.
Standart kovanlardaki arıların bir kısmı yavruyu kestiler ama ana arı çiftleştirme kutularındaki arılarda 2 çerçeve yavru devam ediyor.
Yeni sezonda, eski strafor ana arı çiftleştirme kutularını ana arı üretiminden kaldırmayı planlıyorum.
Yenileri ahşaptan ve iki bölmeli olacak.
Yeni kutuların çerçeve ölçüleri biraz daha büyük.
22 Ekim 2013
Arıcının El Kitabı'ndaki Hatalar
Bu kitabı geçen sene okurken aklıma takılanları not
almışım, eski belgeleri karıştırırken rastladım, burada paylaşayım.
Kitap, bir proje kapsamında, T.C. Avrupa Birliği Bakanlığı, AB
Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığınca (Ulusal Ajans
http://www.ua.gov.tr) yürütülen Hayatboyu Öğrenme ve Gençlik Programları
kapsamında ve Avrupa Komisyonu'ndan sağlanan hibeyle gerçekleştirilmiş ve 2012 yılında yayınlanmış.
Yani;
Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden ve Türkiye’den yazarların ortaklaşa hazırlayıp,
Avrupa birliğinden hibe alarak yazılan bir kitap.
Kitabı
internetten okuyabilirsiniz, isterseniz bilgisayarınıza indirmek de mümkün.
Kitap
farklı yazarlar tarafından yazıldığı için fazla tekrar var. Bazı cümleleri (çeviri
yapandan kaynaklanıyor olabilir) anlamlandırmak o konu hakkında bilgi sahibi
olmayı gerektiriyor.
Bilgi
bakımından fena değil ama yanlış tarafları da olmasa keşke…
İnternetten
okunması ve indirilebiliyor olması güzel.
Kışlatma konusunda benimde 2 fotoğrafımı kullanmışlar.
“Sayfa 54: Bal ne zaman alınmalıdır?
Balın tamamen sırlanmış olması şartıyla, bal kovandan herhangi bir
zamanda alınabilir. Sırlanmış olmanın anlamı, çerçevenin en az 7/8'inin
sırlanmış olmasıdır. Kovandan henüz üzeri sırlanmamış gözlerde bulunan balı
almanız halinde, nem oranı yüksek olduğundan bal bozulacaktır.Sıcaklık
düştüğünde bal katılaşacağından ve akışkanlığını yitireceğinden balı süzmek
zorlaşır. Bu tür durumlarda balın süzülmeden
önce 80 °C'ye kadar ısıtılması gerekir. Bu durumda balın süzme sırasındaki
sıcaklığı 90 °C olsa bile o kadar akışkan olmaz.”
Üçüncü cümle tam doğru değil. Petek gözleri sırlı olmasa da bal
olgunlaşmış, içerisindeki su oranı %20’nin altına düşmüş olabilir ve
alındığında bozulmaz. Ana balözü akımının kısa sürdüğü bölgelerde bunu
görüyoruz. Balözü kesiliyor arı kovandaki balı olgunlaştırıp bekliyor. Balın içindeki su oranını ölçtüğünüzde %20'nin altında çıkıyor.
Paragrafın son cümlesi
için ise fazla bir şey yazmaya gerek bile yok. Balın 45°C’dan fazla ısıtılması sakıncalı ve balmumunun yaklaşık
60°C eridiği düşünülürse…
“Sayfa 67 : Oğul verme belirtileri:
Ana arı çok sayıda yumurta bırakmaya başlar, kovandan
yaşlı ve genç ana analara ait sesler duyulur.”
Ana arı çok sayıda yumurta bıraktığı
sırada uçamaz. Bu sırada ana arı irileşmiş ve ağırlaşmıştır. Oğul hazırlığındaki arı, ana arıyı beslemeyi azaltarak ana arıda yumurta oluşumunu, dolayısıyla
ana arının yumurtlamasını azaltır ve ana arının ağırlığı azalır. Uçabilmesi
için de hafiflemesi gerekir zaten.
“Sayfa 85 : Sonbaharda yapılacaklar:
Kışa
girmeden önce koloniler her zaman olduğu gibi hastalık ve parazitler yönünden
incelenmelidir.
Özellikle sonbahar dönemi varroa mücadelesi son bal hasadından sonra ve kuluçka
aktivitesinin azaldığı zaman yapılmalıdır. Sonbaharda bal hasadı bittikten sonra hastalık ve parazitlere karşı mücadele
yapılmalıdır. Nosema ve yavru çürüklüğüne
karşı sonbahar şurubuna ilaç katılır. Varroa mücadelesi için tüm yavru gözlerinin
açılması beklenir.”
Nosema ve yavru çürüklüğüne karşı hangi
ilaç kullanılacak? Antibiyotik kullanımı ülkemizde yasak. Diyelim ki yasak
değil, önlem olsun diye ilaç kullanımının tavsiye edildiği nerede görülmüş? Yasak
olmasına rağmen önlem amaçlı antibiyotik kullanıldığını duyduğumuzda, yanlış
yapıyorsunuz, vermeyin diyoruz ama dinleyen olmuyor. Eski kitapları geçtim, yayınlanalı henüz bir sene olan kitaplarda önlem
amaçlı antibiyotik tavsiye ediliyorsa ne diyeyim? Kitapta, bu ilaç katılması
konusu birden fazla yerde yazılmış.
Varroa mücadelesi
için yavru gözlerinin açılması beklenirse arıların vay haline. Bir önceki
cümlede, “sonbaharda bal hasadı
bittikten sonra hastalık ve parazitlere karşı mücadele yapılmalıdır.” yazıyor, ondan
sonra da “Varroa mücadelesi için tüm
yavru gözlerinin açılması beklenir.” yazıyor.
“Sayfa 120 : Nektar, tatlı, özel bir
kokuya sahip, yoğun/ince ve sarımsı renkli bir sıvıdır ve şeker, dekstrin, reçine,
vitamin, mineral, organik asit, fosforik asit, metal
elementleri,
enzimler ve proteinler içerir. Nektar az ölçüde asidiktir. Bitkilerin nektar adı
verilen bezlerinde üretilir. Nektarın rengi genellikle sarımsıdır. Ancak bazen
kahverengi
de
olabilir. Nektar ne kadar tatlı ve yoğun olursa, arının nektarı emme hızı ve
miktarı da o kadar fazla olur. Emilen nektar,
arılar tarafından % 28-32 oranında bir su içeriğiyle
karıştırılır, inverte
edilir ve yoğunlaştırılır.”
Ben mi yanlış
anlıyorum? Arı önce balözünü topluyor, sonra % 28-32 oranında bir su içeriğiyle karıştırıyor, inverte ediyor
ve sonra da o suyu uçurup olgunlaştırıyor. Kitabı okudukça bilgilerim
tazelendi!..
"Sayfa 121 : Arıların satın alınması,
dönüştürülmesi:
Organik
arı ürünü üretmenin gerekliliği, bir yıl boyunca kurallara uyulmasıdır ve dönüşüm
dönemi sırasında balmumunun organik arıcılıktan elde edilen balmumuyla değiştirilmesidir.
Dönüşümden önce kullanılan kimyasallar bal mumunda birikip, arı ürünlerini kirletebileceğinden
balmumu değişimi gereklidir. Arıcı yerel
koşullar için daha uygun olan ve üretkenliği iyi olan Karniyol arısını seçmelidir.
Arılar organik bir arılıktan gelmelidir ve koloniler, ekolojik kurallara uygun
olarak tutulmalıdır.
Yerel koşullara uygun!... Hangi yerel koşullara uygun?
Zamanında Karniyol denemiştim, hatta arkadaşlar çok kullanılan ve üretilen
ülkeden de getirttiler ama nedense hiçbiri elimizde kalmadı. Bu cümleyi
okuduktan sonra tekrar deneyesim geldi!..
“Sayfa 146 : Üreme ve gelişme: Juvenil hormonu Apis cerana arılarında düşük,
Apis mellifera arılarında yüksektir. Yeterince juvenil hormonu alarak yumurtalıkları
gelişen akarı gözler mühürlendikten sonra 60
saat sonra yumurtlamaktadır. Son yapılan çalışmalara göre dişi akarların
6.2 gün, erkeklerin ise 6.9 günde ergin hale geldiği gözlenmiştir. Bu durumda
ilk yumurta erkek diğeri ise akar olarak gelişmektedir. “
“Sayfa
147: Varroanın Yaşam Dönemleri: Dönem 1: Dişi
Varroa, kovan içinde işçi arıların bedenin kış uykusuna yatar. Yavruların
bulunması halinde üreme faaliyetine devam eder. Dişiler sırlanmadan on beş saat
önce işçi arıların, 45 saat önce erkek arıların gözlerine girer. Larvalara verilmesi planlanan yiyeceğe
dalar ve göz sırlandığında dışarı çıkarak, larvanın yiyeceğini yemeğe başlar.
Yaklaşık 70 saat sonra ilk yumurtlama başlar. 30'ar saat aralıklarla 6'ya
kadar yumurta verir. ilk yumurta her zaman
dişi, ikincisi erkek ve diğerleri yalnızca dişidir. Yumurtlamadan 48 saat
sonra protonymph hemolenften dışarı çıkar ve pupayı beslemeye başlar. Gelişim dişiler için yaklaşık 130 saat,
erkekler için 150 saat sürer.”
Varroa, larvalara verilmesi planlanan
yiyeceğe nasıl dalıyor? Göz sırlandığında dışarı çıkarak, larvanın yiyeceğini
yemeye başlaması nasıl oluyor? Muhtemelen yabancı yazarların yazdıkları
yazıları çevirenler arıcılıkdan anlamadığı için bu gibi terimleri yeterince
anlamlı çevirememişler.
146.
sayfada gelişimini tamamlayan varroanın ilk yumurtasını 60 saatte yumurtladığı
ve erkek olduğu yazıyor. 147. Sayfada ise ilk yumurtayı yaklaşık 70 saat sonra
yumurtladığı ve ilk yumurtanın dişi olduğu yazıyor. Bir sayfa ara ile
birbiriyle çelişen bilgiler var. Bugüne kadar bilinen ilk yumurtanın dölsüz
olduğu ve erkek varroanın meydana geldiği idi.
Varroanın gelişim
süreleri ile ilgilide farklı bilgiler var.
“Sayfa 171: 9. Arı güvesi : Balı
süzülmüş peteklerin korunmasında fiziksel, kimyasal ve biyolojik metotlar
kullanılabilir. Peteklerin 1O°C'nin altında örneğin soğuk hava depolarında
saklanması peteklerde bulunan güve yumurtalarının açılımını ve larva gelişimini
engeller. Peteklerin 12°C'da 3 saat veya 15°C'da 2 saat bekletilmesi petekte
bulunan yumurta da dahil olmak üzere bütün gelişme dönemlerindeki güveyi öldürür.”
14 Ağustos 2013
Varroa İle Mücadele
Ocak ayından beri varroa için hiçbir kimyasal ya da organik asit kullanmadığım kovanlarıma varroa ile mücadele için organik asitlerden olan Oksalik asit ve Formik asidi kullanmayı tercih ettim.
Kendime şöyle bir program hazırladım.
4 gün aralıklarla 2 defa Oksalik asit buharı ve 2 defa da %85'lik Formik asit.
Başlangıç ile bitiş arası 13 gün oldu.
Oksalik asit için arıcılarımız da şöyle bir algı var; oksalik asit, yavrunun olmadığı dönemde ve yılda bir defa yapılır.
Oksalik asidin hangi uygulanış şekli yılda bir defa kullanılması tavsiye edilir?
Sıvı formu.
Ben ise Oksalik asidi buharlaştırarak kullanmayı tercih ediyorum.
Yavru konusu ise; sadece formik asidin kapalı gözlerdeki varroalara etki ettiği bilgisi var ama ne kadar etki ettiği hakkında pek bilgi yok, o yüzden formik asidin de kapalı gözlerde ki varroalara etki etmediğini var sayarak, yavrulu dönemde hangi kimyasalı veya organik asidi kullanırsak kullanalım varroa mücadelesi en az 12-13 gün (erkek arı yavrusu varsa 15 gün) sürmeli.
Eğer uzun süre etki eden şeritlerden değil de anlık etki eden kimyasal ya da organik asitleri kullanıyorsak, kullanım aralıkları 3-4 gün aralıklarla 4 veya 5 defa kullanılmalı.
Uzun süre kullanılabilen kimyasal içerikli şeritlerin de kullanım kılavuzlarında yazdığı süre kadar kovanda tutulmalarının gereksiz hatta mahsurlu taraflarının olduğu fikrindeyim.
Kimyasal şeritleri bırakıp kullandığım organik asitleri yazayım.
Oksalik asit buharını arı uçuşunun olmadığı akşam saatlerinde yapsam da buhara maruz kalan arılar az da olsa uçuyorlar, oksalik asit buharı için kovan arkalarına deldiğim delikler bu açıdan iyi iş görüyorlar.
Oksalik asit buharını 4 gün ara ile 2 defa yaptım.
2 defa oksalik asit buharından sonra polen çekmecelerine atılan varroalar.
Polen çekmecelerinde, genelde 50-70 varroa saydım.
Pudra şekeri ile varroa sayımı yaptığımda da en çok varroaya rastladığım bir kovanın polen çekmecesinde çok sayıda varroa vardı.
İkinci oksalik asit buharı uygulamasından 4 gün sonra ilk formik asidi ve 4 gün sonra da ikinci formik asidi yaptım.
Formik asit ile ilgili daha önce yazdığım bir yazının adresini de yazayım, okumak isteyenler olabilir.
http://kenangisan.blogspot.com/2011/08/bal-aldk.html
Aralık ayı sonuna veya Ocak ayı başında yavrusuz dönemi yakalayıp bir oksalik asit buharı daha yapmayı düşünüyorum.
Formik asit ile ilgili daha önce yazdığım bir yazının adresini de yazayım, okumak isteyenler olabilir.
http://kenangisan.blogspot.com/2011/08/bal-aldk.html
Aralık ayı sonuna veya Ocak ayı başında yavrusuz dönemi yakalayıp bir oksalik asit buharı daha yapmayı düşünüyorum.
Etiketler:
Formik asit,
Oksalik Asit Buharı,
Organik asitler,
Varroa,
Varroa mücadelesi
06 Ağustos 2013
Varroa Sayımı
Varroa mücadelesi öncesi arılarımızda ne kadar varroa olduğunu öğrenmek çok önemli mi?
Çok da önemli değil.
Arılarımızda ne kadar varroa bulunuyor?
Varroa mücadelesi ile ne kadarını temizledik?
Arılarımızda ne kadar varroa kaldı?
Asıl önemli olan varroa mücadelesi sonrasında ne kadar varroanın kaldığıdır.
Mücadele öncesi arılarımızda ne kadar varroanın olduğunu ve mücadele sonrasında kalanları bilirsek, yaptığımız mücadele yönteminde başarılı olup olmadığımızı anlar ve önümüzdeki dönemlerde yapacağımız mücadele yöntemleri için ön hazırlık yapma şansımız olur.
Varroa sayımını nasıl yapıyoruz?
Bir kovanoza 2 parmak kadar kuru (nemsiz) pudra şekeri koyuyoruz.
Bu kavanozun üzerine, silkeyeceğimiz çerçevedeki arıların kavanoza girmesini sağlayacak, huni vazifesi görecek bir düzenek gerekiyor.
Bunun için, plastik su kabının dibini keserek ve yanlarından biraz ezerek kullandım.
Varroa sayımı yapacağımız kovandan açık yavruların olduğu bir çerçeveyi, arılarıyla beraber alarak plastik kap içine 2 parmak kadar arı silkeliyoruz.
Kavanoz içindeki arıların pudra şekerine iyice bulanmalarını sağlamak için 5 dakika süre ile çeviriyor ve çalkalıyoruz.
Daha sonra kavanoz içindekileri göz aralıkları 0,5 mm olan eleğe döküyoruz.
Pudra şekerini elerken arılar kendiliğinden uzaklaşıyor.
Sayım yaptığım bazı kovanlarda 1 veya 2 adet varroa çıktı.
Bir kovanda çok varroa çıktı.
5 dakika çalkalanmış ve pudra şekerine bulanmış arılar birbirlerini temizlemeye uğraşıyorlar. Bazıları da uçarak kovanlarına tekrar giriyorlar.
Bu iş için, kavanoz da arının geçemeyeceği kadar delikler veya sinek teli olan bir kapak daha iyi olacak.
Kavanozon kapağı hiç açılmadan, pudra şekeri kavanozdan dökülür ve kovanozda kalan arılar tekrar alındığı kovana verilir.
Arılarımızın paraziti Varrolar.
27 Temmuz 2013
Kenya'dan Ziyaretçiler
2011 yılında PVS malzemeden yaparak formik asit buharlaştırmak için kullandığım ve bazı değişiklikler yapıp, resmini çizdikten sonra seri üretimini yapmaları için Civan Arıcılık firmasına verdiğim, formik asit buharlaştırma kaplarının yurt dışında da kullanılmaya başlandığını duymak memnuniyet vericiydi.
Gördüğüm kadarıyla formik asit kaplarına arıcılarımız çok ilgi gösteriyor.
Civan arıcılığa ne zaman gitsem koliler dolusu formik asit kaplarından var.
Başka firmalarda bu kapların aynısından yapıp satmaya başladı.
Bir süre önce, Mustafa Civan tarafından, Civan arıcılığın Kenya'ya formik asit kaplarından sattığını, firma sahibinin Türkiye'ye geleceğini ve formik asit ve oksalik asit kullanılan arılıkları görmek ve bilgi alışverişi yapmak istediği söylendi.
Mustafa Civan, Ali Surucu ve Kenya'lı misafirlerimiz arılığımı ziyaret ettiler.
Formik asit ve oksalik asitlerin kullanımı ile ilgili bilgi alış verişinde bulunduk.
Kenya'da arıların senede iki defa oğul verdiği ve varroadan çok arının öldüğünü, formik asit kullanmaya başladıktan sonra varroadan dolayı arı kayıplarının çok azaldığını öğrendim.
Daha sonra Mehmet Gençünal abinin arılığına geçtik.
Arıları ayılardan korumak için kullanılan elektrikli çite, elektrik üreten cihaz.
Mehmet abinin arılığında daha çok oksalik asitle ilgili bilgiler paylaşıldı.
Mehmet abinin arılığının İznik gölü manzarası çok güzel.
Etiketler:
Arıcılık Ekipmanları,
Formik asit,
Yabancı Ülke Arıcıları,
Ziyaretler
19 Temmuz 2013
Yeni Sezon Hazırlıkları
Kestane balı alındı.
Ayçiçek balı için Trakya'ya gitmekten son anda vaz geçince yeni sezon için hazırlık yapmam gerekmekteydi.
Arılığımın eski hali bu şekildeydi.
Solda, arılığın en üst sıradaki arıları nisan ayında arılık içinde yerleri değiştirmiştim.
İlkbahar başlarında kestane balını aldıktan sonra arıları olduğu yerde bölmeyi düşündüğümden, her sehpaya 1 kovan gelecek şekilde arıların bir kısmının yerlerini değiştirmiştim.
Kovanların yerlerinin değiştirilmesi sonrasında ne kadar tarlacı kaybı oldu?
Önemsenecek miktarda olmadı.
Yer değiştirilmeyen kovanlarla aşağı yukarı aynı zamanda ballıklarını koydum ve bal aldım.
Bunu yaparken bazı incelikler var tabii ki, zaman çok önemli.
Bölünebilecek tüm arıları aynı sehpa üzerinde ikiye böldüm.
Bölerken çok zayıf kalmamaları önemli.
Daha önceden hazırlamış olduğum ana arıları tüplere kek koyarak verdim.
Ana arılar kabullenip bir kısmı yumurtlamaya başladılar.
Sıra, peteklerdeki yavru gözleri kapanmadan varroa mücadelesine geldi.
Arılığımın yeni düzeni bu şekilde.
Arıları bölerken kovanlardaki fazla kabarmış petekli çerçeveleri toplayıp, poşetliyor ve derin dondurucuda 2 gün tuttuktan sonra ballıklarda muhafaza ediyorum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)